ben, genellikle kendi derinliklerimde bile henüz tasarlanmamış eylemlerin, dudaklarımı uzatırken aklıma bile getirmediğim sözcüklerin, tamamına erdirmeyi umursamadığım hayallerin kuyusuyum. beni tam inşası sürerken inşa edenin düşünmekten bıktığı, oldum olası kendi yıkıntısından başka bir şey olmamış bir yapıtın yıkıntısıyım. yalnızca zevk aldıkları için zevk alanlardan nefret etmeyi neşelerini paylaşmayı beceremediğimiz için neşeli insanları hor görmeyi ihmal etmeyelim sakın. bu sahte küçümseme bu bayağı kin altındaki toprakla kirlenmiş kaba saba bir kaideden başka bir şey değildir; üzerinde sıkıntımızın benzersiz kibirli heykeli yükselir, yüzü sırrına erilmez bir gülümsemeyle kuşatılmış karanlık bir figürdür o. ne mutlu yaşamlarını kimseye emanet etmeyenlere.