Firarı arzulayan bir ömür, zamanın ve mekanın tahakkümü karşısında, toplumun ve kurumların dayattığı gündelik hayat karşısında, bu yüzyıl sonunda (ve başında) ,kendi yokluğuna şen bir bilgi gibi ağıt yaktığında, ağıt, ağıt olmaktan çıkar ve bir lanete dönüşür —belki.
Çünkü;
İntihar etmeyip yaşıyorsak anlamın büyüklüğünden değil, hayatın içine düşmüş olmaktan, muzır bir merak ile ıstırapli bir inadın götüreceği yeri görme isteğinde; bir de, üstüne üstlük, şahsi duruşun gölgesinin topluma bir lanet olarak düşmesini diliyor olmaktan başka bir anlamı yoktur her güne yeniden başlamanın.