6/10
·96 syf.··
2026 4. kitabı
YA NİYE KUYUYA ATLIYORSUN KNK OOOOOOOF IAAAAAA. Bazı insanlar dış görünüşünü beğendiği kişilere kendi kafasındaki özellikleri atfederek öyle aşık olur. Şems Hikmet de bunun en büyük örneğiydi bence ve her ne kadar başarılı olsa da kız ona yar olamadı oh. Bence birini kendi isteğin yönünde değiştirmek bencillik ve saygısızlık diye düşünüyorum. Madem öyle bir kız istiyordun, öyle bir kız bulsaydın o zaman neysss.
ÇingeneAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,001 okunma
Kitabın iç ses: "Zirvedeyim canım sesin gelmiyor"
10/10
·614 syf.··
Beğendi
·
2025 133. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 29 Kasım 2025 03:53
Karanlık, karmaşık ve bol sorgulamalı bir hikâye. Bu kitap Meira isimli bir kadının, hafızasını kaybetmiş hâlde gözlerini açmasıyla başlıyor. Nerede olduğunu, ne yaptığını, hatta kim olduğunu bile hatırlamıyor. Üstelik kendini, geçmişte ona ihanet ettiğini düşündüğü ve kendini ona 'düşmanı' olarak tanıtan bir adamın evinde buluyor. İşte olaylar da tam bu noktada sarpa sarıyor. Lilith’in Gözyaşları sadece romantik bir aşk hikâyesi değil; içinde bol bol kimlik arayışı, hafıza, ihanet, siyaset, intikam ve yüzleşme barındıran bir roman. Sayfa sayısı fazla ama temposu hiç düşmüyor. Sürekli bir şeyler oluyor, karakterler susmuyor, olaylar birbirini kovalıyor. Karakterlerin gri oluşu dikkat çekici. Ne tam iyi var ne tam kötü. Herkesin bir sebebi var ama her sebep bir yara. Bu yönüyle kitap, okuyucunun taraf seçmesini zorlaştırıyor ama bu da onu daha gerçek kılıyor. Dili ağır değil ama bazı sahneler yoğun. Psikolojik gerilim, travma, şiddet ve duygusal manipülasyon içeriyor. Bu yüzden okurken tetiklenilebilecek konulara karşı dikkatli olmakta fayda var. Eğer romantizmde tek boyutlu karakterlerden sıkıldıysanız, biraz kaotik, karanlık ama bir o kadar da sürükleyici bir şeyler arıyorsanız bu kitap size göre olabilir. Ama duygusal hazırlığınız tam olsun. Mert ve Meira sahneleri aşırı komikti, çok eğlendim. Ama o son olanlar beni mahvetti :( Meira'nın son durum; yağmurdan kaçarken doluya tutulmak. Bu arada ben 'dark romance' kategorisinde artık LG'yi geçebilecek bir kitap olduğunu düşünmüyorum. (Belki LG devam kitabı olabilir.) ÇITAYI ARŞA ÇIKARDI! + Okurken içimden geçenlerin tam listesi; "Ben ne okuyorum böyle?" "Bu nasıl bir anlatım dili, bu nasıl bir hayal gücü, bu nasıl bir bilgi kapasitesi?" "Allah belanı versin Uygar!" "Ya Mert saçmalama!" "Meira sen de hiç az
Duygu ve Düşünce
Lilith'in GözyaşlarıAnna Tsintsadze · Lapis Yayınları · 2025568 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
9/10
·472 syf.··
2025 23. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Ekim 2025 10:33
Kitabın son sayfasını okuyunca istemsizce bir "yiiaaaaa çok güzeeell" dedimm 2014 yılında geçen hikayede Zümrüt Kaplıca Otelinin Batı kanadında bulunan aşk mektupları ile 1926ya gidiyoruz ve filizlenen aşk hikayesine şahit oluyoruz. Violet ve Sam birbirlerini görür görmez aşık oluyorlar ve tutkulu bir şekilde herkesten gizli aşklarını yaşıyorlar. Çünkü Violet bir otel çalışanı, Sam ise zengin bir otel misafiri. Lakin bu kitapta aşık olunan erkeğe bir sempati duyamadım bunu da itiraf etmek isterim. Birkaç ters köşesiyle baştan beri sürükleyip götüren bir kitaptı, akıcılığı güzeldi. Bazen kitaplar doğru zamanı bekler okunmak için, fuarda görüp beni kendine çekti ve okuduğum zaman bir film izliyormuş gibiydim. Çok güzeldi, bu tarz kitap sevenlere tavsiye ederim :) iyi okumalar
Zümrüt ŞelaleleriKimberley Freeman · Arkadya Yayınları · 20161,614 okunma
Ortalama bir kitap
7/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2025 27. kitabı
öncelikle merhabaaaa açıkçası bu kitapla ilgili düşündüklerim biraz karışık ama genel olarak beğendim bunları az sonra detaylıca açıklayacağım zaten ama genel olarak ortalama yada ortalamanın bi tık üstü bi kitap yani çoook iyi deyildi ama çerezlik sürükleyici yazım dili güzel olan bir kitaptı,önerirmiyim? belki, öncelikle bence zaten bu kitabı sevebilmek için az da olsa klişe okumayı sevmek lazım yani klişeyi sevmiyor nefret ediyorsanız pek iyi bir deneyim yaşayacağnızı düşünmüyorum tabi belkide seversiniz belli mi olur ve evet gelelim detaylı olarak görüşlerime.... POZİTİF YÖNLERİİİİİ 1 Öncelikle blog kısımları sevdim ve bence ordaki düşünceler ve dersler bence bireye faydalı olabilecek şeylerdi hoşuma gitti 2 yazım dili güzeldi bence ne kadar çok ihtişamlı olmasada sürükleyiciydi ve bence yeterliydi ve beklentimi karşıladı yani beklentim vardı ama çoook da bir beklentimde yoktu açıkçası yani bu kitap mükemmel değil ama ortalama iyi bir kitap bunu bilerek okuyun lütfen 3 ve bence yağmur kalemini geliştirmiş yazarın varisler oynu ve buzdan kıvılcım kitaplarını okudum ve bence bu kitapta kalemi daha iyidi ve en azından varisler oynunda olmayan karakter gelişimini azda olsa görebildik bu kitapta 4 veeee geldik en sevdiğim kısmaaaa karakterlerrrr sonatı çook sevdim cidden çok iyi bir partner tamayıda sevdim ve arkadaş guruplarını benim için ortalama bir deneym oldu 1 günde bitti zaten 5 yani karakter ilişkileri başarılıydı ve tamayın çbaası kariyer hayatında olanlar ve hayatını yönetebilmesi bence güzel unsurlardı NEGATİF YÖNLERİİİİİ 1. Bence yani o sahta ilişki kısmının amacı çok saçmaydı sırf tamayın ciddi bir ilişki yapabilceyni göstermek acıyla sahte sevgili yapmak saçma eğer altında daha büyük bir mecburiyet yada en azından daha düzgün bir açıklama
Ateşten TezahüratAdora Yağmur · İndigo Kitap · 2025736 okunma
Puan vermedi·544 syf.··
2025 20. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 06 Eylül 2025 00:33
Özlemişim. Bana ikiden fazla post-it ve fosforlu kalem bitirten bu evreni ayrı, Gökçen ve Murathan'ı ayrı çok özlemişim. Bu akıcılık ilaç gibi geldi. Sayfaların üzerine durmadan yazdım ki neredeyse her yanı "çok güldüm, yiaaaaa" gibi ifadelerle dolu. Arkadaşlıktan aşka'nın -bence zirvesi olan- çok güzel anlatıldığı Gökçen serisi, birçok yanıyla çok sahici; geçmiş anılar, anılardaki detaylar, acılar, affedilen hatalar, kılçık gibi boğaza takılı kalan keşkeler gibi. Kitabın kurgu kitap olduğunu hatırlatan kısmı ise tabii ki Murathan ve Süleyman :) Murathan'ın olduğu her sahne zaten eritiyor beni ve Süleyman'ın olduğu (kitaptaki malûm sahneler hariç ) sahneler ise hep gülümsetiyor. Süleyman = Azim Kitapta en sevdiğim sahneler, bir listeleme yapamayacağım kadar çok; Karakol sahnesi, fotoğrafın konuşması, Fedai Bey vd. ; Aklımda kalan üzücü anlar ve betimlemeler ise bir o kadar fazla; Murathan'ın yarası, Kardan adam ve Gökalp, Aslıhan'ın içini döktüğü sahne gibi... Bölümlerin uzunluğu fazla ancak çok rahatsız etmedi beni. Sadece bunca sayfaya karşın zaman biraz yavaş akıyor gibi. Ve sanırım benim doyumsuzluğumdan, ben daha çok -çeşit bakımından- Murathan ve Gökçen sahnesi isterdim. Neslişah ve Aslıhan'ın olduğu sahneleri de bi ayrı sevdim, diye özellikle belirtmek isterim. . . . (+16)
Edebiyat
Gökçen 2Loresima · Ephesus Yayınları · 20245,6bin okunma
Bıçakçı Petri'nin 44 numara ayakları
Puan vermedi
kitabın okuyordum, derken sayfaların içinden bıçakçı petri'nin 44 numaralı ayakları çıktı ve ayak başparmağını emcüklemeye başladım. "Hıaaaaa!" diye uyandım, meğerse kucağımda kitap kabus görüyormuşum. 19. yüzyıl istanbul'u hastasıyım, öyle böyle değil, saçma bir nostalji hissiyle değil, o dönemde bir gün dahi geçirmek istemem ama severim o dönem ile ilgili okumalar yapmayı. dostlarım da bilirler bu dönemde geçen bir romanım dahi var. ufak da olsa o dönemden bahseden bir kitap varsa bayıla bayıla bakarım. notlar alırım. sermet muhtar alus'u çok severim mesela kötü bir romancıdır ama güzel bir anlatıcıdır, dili inanılmaz renklidir. osman cemal kaygılı keza, kendisi hem muhteşem bir romancı hem de halk edebiyatını yansıtan harika bir insandır, mahmut yesari ikisinin ortalamasıdır benim gözümde. hüseyin rahmi bambaşka bir seviyededir gözümde. romancı olmasa da ahmet rasim o dönemi öyle bir anlatır ki ağzımın suyu akar. yıllardır istanbul ansiklopedisi kurcalar, faydalanır böyle kantarlı, cesametli bir işe girdiği için reşad ekrem koçu'ya hayranlık beslerim ama kendisinin romanlarına bir türlü girişememişimdir. sunuhat kabilinden bu romana girişeyim dedim. kendimce az para da vermedim tam 3,5 paket sigara parası yani. merhumun ayak fetişine, oğlan sevgisine yenik düştüm, romandan hiç bir zevk alamadım açıkçası, yani ne diyelim reşad ekrem ayak fetişi açısından quentin tarantino'nun proto arkaik öncülüdür mü diyeyim, yok yani uma thurman nere, selma hayek nere bıçakçı petri nere diyesi de geliyor insanın. modern roman kriterlerini geçtim, kendi çağdaşlarına göre zayıf bir roman olarak gördüm bu romanı. ayrıca yayıncıya da bir çift sözüm var, o kadar paraya gitmiş teksir kağıdına basmışsınız romanı, kese kağıdına basaydınız da biraz kalın olaydı bari. bu kadar saydın
Edebiyat
Galata Canavarı Bıçakçı PetriReşad Ekrem Koçu · Doğan Kitap · 2025217 okunma