b

Çoğu öğreti bir pencere gibidir. Hakikati camdan görürüz, ama bu cam hakikatten ayırır bizi.
Sayfa 16 - İş Kültür·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yazık o millete ki, zorbayı bir kahraman gibi alkışlar ve gösterişli fatihi hayırsever sanır. Yazık o millete ki, rüyasında küçümsediği tutkuya uyanıkken boyun eğer. Yazık o millete ki, sesini sadece cenaze törenlerinde yükseltir, sadece yıkıntılar arasında kibirlenir ve sadece boynu kılıçla kütük arasındayken başkaldırır. Yazık o millete ki, Devlet adamı bir tilki, filozofu bir hokkabaz, sanatı yamama ve taklit sanatıdır.
Sayfa 10 - İş Kültür·Kitabı okudu
Dostum
Dostum, ben göründüğüm gibi değilim. Görüntüm ise, üzerimde taşıdığım, beni senin merakından ve seni benim ihmalimden koruyan, özenle örülmüş bir giysiden başka bir şey değildir. Dost, içimdeki “ben” sessizliğin evinde yaşar, orada da sonsuza dek ulaşılmaz, yanına yaklaşılmaz olarak kalacaktır. Ne söylediğime inanmanı ne de yaptığıma güvenmeni isteyeceğim senden; çünkü sözlerim senin öz düşüncelerinin yankısından başka bir şey olmadığı gibi, eylemlerim de senin eylem arzunun yankısından başka bir şey değildir. Sen bana “Rüzgâr batıya doğru esiyor,” dediğinde, “Evet, batıya doğru esiyor,” derim; çünkü ruhumun rüzgârın hafifliğine değil, denizin derinliğine sahip olduğunu bilmeni istemem. Sen benim derin düşüncelerimi anlayamazsın, ben de onları anlamanı istemem. Ben denizle baş başa olmak isterim. Ve dostum, senin gündüzün benim gecemdir, tepelerde oynaşan öğle ışıklarından ve vadilere uzanan erguvan gölgelerden söz ettiğimde bile; çünkü sen benim karanlığımın şarkılarını duyamazsın, göremezsin yıldızlara çarpan kanatlarımı; ben de çok mutluyum beni göremediğin, duyamadığın için. Ben geceyle baş başa kalmak isterim. Sen Cennetine doğru yükseldiğinde, ben Cehennemime doğru inerim; sen bana aşılmaz uçurumların içinde “Arkadaşım, yoldaşım” diye seslensen bile, benim Cehennemimi görmeni istemezdim. Alev gözlerini yakar, duman burun deliklerine dolardı. Seni oraya kabul edemeyecek kadar seviyorum Cehennemimi. Ben Cehennem’de yapayalnız olmak isterim. Hakikat’i, Güzellik’i, Erdem’i seviyorsun; ben de, seni hoşnut etmek için, onları sevmek uygun düşer diyorum. Ama senin sevdiğin bu şeylere gülüyorum içimden. Ancak yine de benim güldüğümü görmeni istemem. Ben yalnız başıma gülmek isterim. Dostum, sen iyisin, hem ihtiyatlı hem bilgesin; dahası, kusursuzsun. Ben de
Sayfa 5 - İş Kültür·Kitabı okudu
Tıpkı bir zincir gibi en zayıf halkanız kadar zayıf olduğunuz söylendi sizlere. Bu sadece yarı hakikattir. Sizler aynı zamanda en güçlü halkanız kadar güçlüsünüz. Ölçmek sizi en küçük ediminizle, okyanusun gücünü köpüklerinin zayıflığıyla değerlendirmek demektir.
Sayfa 47 - İş Kültür·Kitabı okudu
Konuştuklarınızın çoğunda, düşünce yarı yarıya katledilir. Çünkü enginlerin kuşudur düşünce, kelimelerin kafesinde kanatlarını açsa da uçamaz.
Sayfa 33 - İş Kültür·Kitabı okudu