Fyodor Dostoyevski’nin gençlik yıllarındaki ilk güçlü duygusal bağı, St. Petersburg edebiyat çevrelerinin tanınmış isimlerinden Avdotya Panayeva’ya duyduğu ilgiydi. Panayeva, yazar ve eleştirmen İvan Panayev’in eşiydi ve dönemin entelektüel çevrelerinde aktif bir figürdü. Dostoyevski, ilk romanı İnsancıklar'ın ardından Turgenyev'in de bulunduğu edebi toplantılarda Paneyeva ile tanıştı. Ancak altı ay sonra Panayeva'ya duyduğu ilgi için "geçti gitti" diyecektir.
Dostoyevski, 1854'te kürek cezası biter bitmez Sibirya'nın Semipalatinsk kasabasında asker oldu ve 1857 yılında ilk eşi Maria Dmitrievna Isaeva ile evlendi. Bu evlilik, sürgün sonrası yeniden kurmaya çalıştığı yaşamın bir parçasıydı. Maria otuz yaşlarında, tüberküloz hastası, sarışın bir kadındı. Bir müddet sonra Maria'nın hastalığı ilerlemiş ve tutkular ortadan kalkınca Dostoyevski Maria'ya yalnızca acıma duygusu ile bağlı kalmıştır. Bundandır ki yazdıklarında Maria'dan izler bulunmaz. Dostoyevski, aralarındaki sorunlara ve evlilik dışı ilişkisine rağmen Maria'dan ayrılma düşüncesini katlanılmaz bulmuş, boşanmamıştır. Maria Dimitriyevna 1864'te ölür.
Dostoyevski’nin evlilik dışı en dikkat çekici ilişkisi, genç yazar Polina Suslova ile olmuştur. 1861 yılında bir edebiyat dergisi aracılığıyla tanıştıkları sırada Dostoyevski hâlâ ilk eşi Maria ile evlidir. Polina, dönemin eğitimli ve bağımsız kadın figürlerinden biri olarak edebiyat çevrelerinde yer alıyordu. Yüzü solgun, kibirli ve sert bakışlı, aşkla nefret duygularını birbirinden ayıramayan genç bir kadındı. Dostoyevski ile ilişkileri birkaç yıl sürdü ve bu süreçte birlikte Paris, Cenevre, Torino ve Roma'da bulundular.
Polina Suslova’nın, Dostoyevski’nin kadın karakterlerinin oluşumunda büyük etkisi olduğu kabul edilir. Suslova; Suç ve Ceza'da Raskolnikov'un