“Çocukları sever misin Liza, ben bayılırım.” Fyodor Dostoyevski
İnsanlar vicdansız olunca savaş çıkar Herkes yalnızca kendi vicdanıyla savaşmış olsa savaş olmazdı." dedi. "Bu çok iyi olurdu." Savaş ve Barış (2 Cilt Takım) , Lev Tolstoy Prens Nicholay hayat ona göre yalnızca dakik ve ölçülü olduğunuz zaman kazanılacak bir savaştır bu yüzden hayata taviz vermemeyi öğrenmiştir hayat ile savaşırken savaşa girmenin ilk şartı dakik olmak ve planlı hareket etmektir bu yüzdende saati yakalayabilmek için sürekli saate bakar elbiselerinizin ütülü olması ise hayata umutlu bir başlangıçtır düşmanı sadece disiplinle yenebilirmiyiz ve bir gün oda oğlu Andreyi fransız rus savaşına gönderir savaşın hangi zamanda yapıldığı çok önemlidir bedir savaşına katılmış olsanız kahramansınız fakat 21.yy da savaşlar suç  görülmektedir yani desenizki istanbulun fethinde savaşa katılmayalım insanları öldürmeyelim sultanım bu isyanla yargılanır idamla sonuçlanır fakat 21.yy da durun savaşmayalım deseniz kahramansınız prens vasiliy yaşadıkça yaşadıkları kalbinden geçirdikleri gönlünde iz bırakmaya başlar ve bir gün zihninde silinmez bir haber kapısını çalar savaş bitmiştir bir babaya en kötü haberi verirler kanlı bir gömlek nicholay ise sadece şunu söylemekle yetinir insanlarla savaşmak yerine sadece vicdanımızla savaşmış olsaydık belkide hiç bir savaş olmazdı Dünyanın süsü güzel kadındır aldatır İnsanlar zihinlerinde kurgulayıp doğruluk nisbet ettikleri pek çok şeyin doğru olmadığını ve gerçek olanın ne olduğunu kesin bir bilgi ile âhirette bileceklerdir. Yeni Yüzyılda Nasıl İnanmalı? Temel Yeşilyurt Elen zengin bir koca bulsa hiç kaçırmayacak olan insanlardandır zihni ise kendi evinden uzak doğruluk nedir unutmuş bir kızdır yanlışı doğruluk olan gören bu sosyete kızı gerçeği görecekmi elen insanlar doğruluğun ne olduğunu bilmezler sadece sizin elbise ve
Edebiyat
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Savaş ve barış karakter tanıtımları ve olaylar Piyer yere düşen gözlüğünü kaldırdı her şeyi paramparça büyüyen 30 yaşında bir gençti bir bütün olmayı denesede çark onu hep yanlış öğütmüştü peki amca beyin mirası onu bütünleyebilecekmiydi Prens Andreyin kardeşi Marya babasının yanında eğitim gören küçük bir kızdır babasının en büyük özelliği her şey ölçülü olmalı ve her iş saatinde yapılmalıdır ölçü ve aşırı disiplin ise maryayı biraz ürkütür Rostov bir askerdir kendisini düzene uydurmayı sever muharebe alanına atı ile hurra diyerek koşsada atı ölmüştür hayat koşullarından şikayet etmek yerine başına gelenleri abartarak anlatmayı sever Pavlograd alayı rus ve fransız savaşında fayda verecek savaş taktiklerini insanlara hatırlatan bir guruptur cephede kumar ile rızık arayan yıldızlara bakıp tefekküre dalan insan sayısı pek çoktur Anna mihaylovna biraz fingirdek birazda kıkırdak bir kadındır dünya hayatını ve debdebesini ister ancak isteklerini elde etmek için cilveleşmeyeceği erkek yoktur cilve ve güzel söz ise kadının tuzağıdır Cephe hastanesi her insanın sağlıklı olmanın düşünü kurup fakat gidenin eski yaşamına kavuşamadığı yerlerdir kimisi zatüreden kimisi cüzzamdan ölür morgta bile yer kalmamıştır ölüler için Prens Rostov cepheden geri döner babası onun yokluğunda pek çok mülkü kaybeder tek çözüm rostovun işlerin başına geçip aile şirketini devr almasıdır ilk işi av köpekleri ile birlikte bir av partisi düzenler Liza prens andreyin ilk eşidir doğum anında köyün ebesini çağırırlar andrey kadınlar için ağlamak güzeldir dediği esnada liza gözyaşını silerek hayata hoşçakal der ve bir bebek gülümser bize Nicolay küçük 6 yaşında bir çocuktur doğum bazen sizin için en büyük trajediye dönüşebilir özellikle sizin doğumunuz annenizin ölümü anlamına geliyorsa doğum
Edebiyat
Dahiler ve Aşkları 1 : Fyodor Dostoyevski
Fyodor Dostoyevski’nin gençlik yıllarındaki ilk güçlü duygusal bağı, St. Petersburg edebiyat çevrelerinin tanınmış isimlerinden Avdotya Panayeva’ya duyduğu ilgiydi. Panayeva, yazar ve eleştirmen İvan Panayev’in eşiydi ve dönemin entelektüel çevrelerinde aktif bir figürdü. Dostoyevski, ilk romanı İnsancıklar'ın ardından Turgenyev'in de bulunduğu edebi toplantılarda Paneyeva ile tanıştı. Ancak altı ay sonra Panayeva'ya duyduğu ilgi için "geçti gitti" diyecektir. Dostoyevski, 1854'te kürek cezası biter bitmez Sibirya'nın Semipalatinsk kasabasında asker oldu ve 1857 yılında ilk eşi Maria Dmitrievna Isaeva ile evlendi. Bu evlilik, sürgün sonrası yeniden kurmaya çalıştığı yaşamın bir parçasıydı. Maria otuz yaşlarında, tüberküloz hastası, sarışın bir kadındı. Bir müddet sonra Maria'nın hastalığı ilerlemiş ve tutkular ortadan kalkınca Dostoyevski Maria'ya yalnızca acıma duygusu ile bağlı kalmıştır. Bundandır ki yazdıklarında Maria'dan izler bulunmaz. Dostoyevski, aralarındaki sorunlara ve evlilik dışı ilişkisine rağmen Maria'dan ayrılma düşüncesini katlanılmaz bulmuş, boşanmamıştır. Maria Dimitriyevna 1864'te ölür. Dostoyevski’nin evlilik dışı en dikkat çekici ilişkisi, genç yazar Polina Suslova ile olmuştur. 1861 yılında bir edebiyat dergisi aracılığıyla tanıştıkları sırada Dostoyevski hâlâ ilk eşi Maria ile evlidir. Polina, dönemin eğitimli ve bağımsız kadın figürlerinden biri olarak edebiyat çevrelerinde yer alıyordu. Yüzü solgun, kibirli ve sert bakışlı, aşkla nefret duygularını birbirinden ayıramayan genç bir kadındı. Dostoyevski ile ilişkileri birkaç yıl sürdü ve bu süreçte birlikte Paris, Cenevre, Torino ve Roma'da bulundular. Polina Suslova’nın, Dostoyevski’nin kadın karakterlerinin oluşumunda büyük etkisi olduğu kabul edilir. Suslova; Suç ve Ceza'da Raskolnikov'un
Bir Hekimin Yaşadıkları
Doktor Korolev diye bir tip var, zengin bir fabrikatörün kızına "içim daralıyor" diye çağrıyorlar bunu. Adam bir gidiyor ki her yer duman, her yer metalik gürültü, tam bir distopik render sahnesi. Hasta kızımız Liza da koca fabrikanın mirasçısı ama ruhu çekilmiş resmen. Korolev etrafa bakıp diyor ki; bu koca binalar, bu kadar para ne işçiye yarıyor ne de sahibine, resmen herkes bu sistemin kölesi olmuş. Kızın derdi aslında tıbbi değil, bildiğin o lüks hapishaneden ve adaletsizlikten gelen bir vicdan azabı. Doktor da kıza "buradan kaç kurtul" demiyor ama derdini anladığını hissettirip sabahına Moskova'ya geri dönüyor. Çehov yine "herkes mutsuz ama hayat devam ediyor" modunda bizi bırakıp gidiyor işte. Anton Çehov Küçük Köpekli Kadın - Bir Hekimin Yaşadıkları - Kara Keşiş
Edebiyat
Jambona, sucuğa, kokulu peynirlere ve lahana ile şalgama doyduğum bir roman oldu bu. Okumasını çok da keyifli bulamadım. Daha ziyade roman ile natürmort tablo denemesi yapmak gibi olmuş. Yine de değinmek istediğim noktalar var. Roman, günümüzde de ismi "Les Halles" olan Paris'in orta yerindeki o zaman için yeni olan hal binası ve çevre sokaklarını içine alan neredeyse tam bir kare olan bölgede geçiyor. Burası hemen Louvre Müzesi'nin kuzeydoğusunda yer alıyor. Bölge 12. asırdan beri pazar yeri olarak kullanılmış fakat modern, cam ve metal kullanılan mimari anlayışla yapılmış olan 12 adet pavyonlu yeni halin inşa tarihi 1854. Neredeyse hizmete girmesinin hemen ardından yol açtığı sorunlar da görülmüş. Şehrin ortasında inanılmaz bir trafik ve kirlilik yaratmış. Bu haliyle yaklaşık 120 sene kadar hizmette kalmış ve ancak 1970'lerde halin daha dış bir bölgeye taşınmasıyla birlikte bölge şimdi üstünde epey çirkin bir alışveriş merkezi de olan bir parka dönüşmüş. Romanda Claude Lantier isimli ressam eski Paris mimarisiyle bu yeni modern mimariyi karşılaştırıyor ve modernin kazandığını biraz da hayıflanarak söylüyor fakat bir de postmodern mimariyi görseydi, yatar kalkar o hal pavyonlarına şükrederdi. Halin eski resimlerine baktığımda o dönemin ruhunu iyi yansıttığını ve serinin ikinci kitabı olan "Tazı Payı"nda değinilen Paris'in mimari dönüşümüne çok uygun düştüğünü görüyorum. Kitabın isminin işte hem bu halin konumu hem de romanın temalarını da içerecek şekilde birden fazla anlamda ele alınabileceğini düşünüyorum. "Le Ventre de Paris", yani "Paris'in Karnı" ifadesi hem halin Paris'in tam göbeğinde yer aldığını vurguluyor, hem Paris'in dışından buraya her gün giriş yapan yiyeceklerin bir insanın boğazından midesine akar gibi hareket edişini vurguluyor, hem de Parisli küçük