Yapay zekâ biliminin sınırındaki endişe verici eğilimlerden biri, akademiden endüstriye beyin göçüdür. En güncel Yapay Zekâ Endeksi'ne göre Kuzey Amerika'da doktora yapanlar arasında endüstriye geçenlerin oranı 2010'da yüzde 44,4 iken 2019'da yüzde 65 olmuştur.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yapay zekâ güçlendikçe değerlerimizin önemi artmaktadır. Hepimiz ne tür bir toplum istediğimizi derinlemesine düşünmeliyiz. Bu hususları kamuoyu tartışmalarında ön plana çıkarmak çok önemlidir.
Tıpkı diğer türlerdeki teknolojik değişimlere yön verebileceğimiz gibi yapay zekâya da yön verme kabiliyetine sahibiz. Yapay zekâya iyi amaçlarla şekil verme konusunda rol oynayabilecek ve oynaması gereken üç gruba yoğunlaşalım: Teknologlar, yöneticiler ve politikacılar.
Yapay zekâ araştırmalarının çoğuna harcanan para, tamamı algoritmik otomasyona odaklı bir avuç teknoloji devine -Google, Facebook, Amazon, Microsoft, Netflix, Ali Baba ve Baidu- aittir.
Yeni geliştirilen yapay zekâ uygulamaları dünya genelinde demokrasi ve özgürlük için daha da tehlikeli olabilir. Temel örüntü tanıma teknikleri, devletlerin ve şirketlerin, bireysel davranışları, siyasi görüşleri ve iletişimleri izleyebilmesini sağlayacak güce sahiptir.