...
..." Her paylaşılan bu kadar renkliye neden kimse mutlu değil?"
♡
Yedi Günlük Sessizlik
Günes ALTUNKAŞ
♡
Onlar birbirlerini çocukluklarından beri tanıyan, ayni parkta, ayni kaydıraktan kaymış, sıkı bağlarla birbirine tutunmuş beş yakın arkadaş; Tuna, Kader, Emre, İpek, Cem ...Her biri bir başka hikayenin içinde, kendilerinin baş kahramanı olduğu bir başka gerçeği yaşıyordu.
Beş genç, beş ayrı pencereden ayni gökyüzüne bakarken, birbirlerinin hayatında neler oldugunu henüz bilmiyorlardı. Ta ki bir akşam Kader' in bir meydan okuma gıbi başlattığı sosyal medyadan #yedigünlüksessizlik teklifi ve bu teklifi kabul etmeleriyle, telefonlarını kapattılar, hesaplarını bildirimlerini susturdular, Cem'e, bır kutu içinde tüm telefon, tablet, laptoplar emanet edildi.
Cem, konuşma ve işitme engelli bir annenın KODA çocuğu yani konuşabiliyor ve işitiyor. Annesinin sessiz dünyasında sessiz ve suskun bir cocuk olarak büyümüş, annesini kaybedince babasıyla ayni evde bambaşka yalnızlıkla yaşıyor.
Cem, en üzüldüğüm karakter oldu, beş samimi arkadaşın en derinlerde yaşayan , tek gercek olanı Cem olduğunu düşündüm.
Yedi günün sonunda detox bitmiş aldığı emanetleri teslim için beklerken hiçbirinin gelmemesi , o an onların eksıkliği değil, var olduğuna inandığı arkadaşlık bağının eksilmiş olması Cem' e ağır gelmişti ama acaba bu düşüncesi doğru muydu?
Artık sırların açığa çıktığı, herkesin konuşmaktan çekindiği gerçeklerin ortaya döküldüğü bir yedi gün geçirmislerdi.
Dram ağırlıklı bir kitap ama yazar dramatize etmeden, akıcı, sade bir üslupla okura sorgulatıyor.
Dijital kaosun içinde kendimizden ne kadar zamandır bu kadar uzağız?
Bazı şeyler vardı ki onları saklamak
vicdansızlık değil,