Ömrümce bardağın dolu tarafını görmedim. Boş tarafını da görmedim. Bardağı her an devrilecekmiş gibi gördüm. Ya da hiç göremedim. Zaten bardak da yoktu. Hiçbir şey yoktu. Çirkin bir sehpanın önündeydim ve üzerinde bir şey yoktu. Sehpa da yoktu belki de. Hatta çoktan yok oldu. Bir şeyin yokluğunda geriye şaşkınlığım kalıyor.
Dostunuz fikrini söylerken aklınızdan geçen "hayır" dan korkmaz, "evet" i kendinize saklamazsınız. O sustuğu zaman da yüreğiniz onun yüreğini dinlemekten geri durmaz.
Yasa koymaktan haz alıyorsunuz ama onları çiğnemekten aldığınız haz daha fazla. Okyanus kıyısında oynayan, durmaksızın kumdan kuleler yapıp sonra da kahkahalar atarak onları yıkan çocuklar gibi...
Çocuklara dair:
Onlara sevginizi verebilirsiniz ama düşüncelerinizi değil. Zira kendi düşünceleri var onların
Onlar gibi olmaya çabalayabilirsiniz ama onları kendinize benzetmeye çalışmayın. Çünkü ne gider yaşam ne de oyalanır dünle