ancak avcı aynı zamanda avdı; çünkü yayımdan çıkan okların çoğu yalnızca kendi göğsüme saplanmak için çıkmıştı. uçan, aynı zamanda yerde sürünen olmuştu. çünkü kanatlarım güneşin altında açıldığında, toprağa düşen gölgesi kaplumbağaydı. inanan, aynı zamanda kuşku duyandı. çünkü çoğu kez parmağımla kendi yaramı deştim, size daha çok inanmak, sizi daha fazla öğrenmek için.