E.C.

E.C.
@llllarossa
Vazgeçilmemiş hayallere, yazılmamış şiirlere ve geceye...
24 Nisan 1921
~Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Kuruluşu Günü'ne Ait Hatıralar~ "Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben, milletimin ve büyük ecdadımın en değerli miraslarından olan bağımsızlık aşkıyla yaratılmış bir adamım. Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatımın her aşamasını tanıyanlar, bu aşkımı bilmektedir. Bence bir millette șerefin, onurun, namusun ve insanlığin varolması ve devam edebilmesi, mutlaka o milletin özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasına bağlıdır. Ben şahsen, bu saydığım özelliklere çok önem veririm, ve bu özelliklerin kendimde bulunduğunu iddia edebilmek için, milletimin de aynı özellikleri taşımasını șart ve esas bilirim. Ben, yașayabilmek için, mutlaka bağımsız bir milletin evlâdı kalmalıyım. Bu nedenle millî bağımsızlık, bence bir yaşam sorunudur. Milletin ve vatanın çıkarları gerektirdiği takdirde, insanlığı oluşturan milletlerden her biriyle, uygarlığın gereği olan dostluk ve siyaset ilişkilerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin de bu arzusundan vazgeçinceye kadar amansız düşmanıyım." Prof.Dr. Nezihe SÖNMEZ hocamızın "Atatürk Diyor ki..." kitabından.
Duygu ve Düşünce
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İki güzel kelimeyi bir araya getirmek miydi yazmak, duyguları dökmek miydi yoksa? Korkup kaçtıktan sonra sadece yazmak mı gerek etmişti ulaşmak için vuslata? Sayfa sayfa biriktirmek, çoğaltır mıydı duyguları? Yoksa dökülmüş nar taneleri gibi eksiltir miydi bizi içten içe? Sorulacak sorulara çözüm bulmak mıydı yazmak, yoksa çıkmaz sokağın köşesini eşeleyip durmak mıydı? Yarımları tamamlamak mıydı yoksa yarınları yazmak mı? Yarınını yazabilir mi insan, yazabilseydi yarımlar olur muydu? Kendi kendine konuşmak delilikse, monolog yazmak mantıklı mıydı? Hayatın kuklasıyken kaçmak, işe yarar mıydı ki... Yine olacağı olana vardırır mıydı? Büyük göğün altındayken hepimiz, imkansız var mıydı? Gözden düşen bir damla yaş hüznümse, yağan yağmur acıklı bir hikaye mi anlatıyordu damla damla? Dingin batan güneş huzursa sarılmaktan mıydı sıcağı, gecede saklı kalmış bir aşk mıydı yıldızlar umutsa eğer... Ellerin, dokunuşun ruhunu hissetmeye yeterli miydi? Göremediğim bir ruhun hissettirilmesi marifet miydi? Ruh dudaklarından akan bir nefes miydi yoksa tenimden kalbime geçen? Hissetmek miydi kalbimin ritmini bozan? Gözlerinde gördüğüm ışıltı mıydı aşk yoksa... Ecem CANDAN 10.10.2024
1000Kitap
Gülümseyişin maviydi belki biraz laciverte çalıyor, derin bir okyanus misali, derin fakat bir o kadar uzaktı ki sanki gökyüzü kadar. Gözlerinde gördüğüm ruhun kırgın, parça parça dağılmış, yıldız tozları gibi birer birer ışıltıydı. Akan birer damlaydı. Ruhunun parçasıydı belki de. Ellerine, parmak uçlarına mürekkep damlaları değmiş, defterin bitmemiş belli ki. Ya da yeni bir sayfa açmışsın, kapatabildiysen oysa eskisini. Eski geçer mi, zaman yarayı iyileştirir mi, sahi unutulur mu yaşananlar? Kırmızı misali vurgulu tonlarda anılar silinir mi öyle zihinden? Birden akıp gider mi her şey kum saati taneleri gibi. Gitse, gittiği yolu unutur mu? Hadi diyelim unuttu, hatırlatmaz mı dizeler, saklı kalmış oncası... Yok olup gider mi duygular? Yol çıkıyorsa sonunda aynı yere hem, gitseler ne yazar? Söylesene şimdi, söyle bir kelime, bir sonsuzluk sende... Kalmış gitmiş öylece, bu gece. Ecem Candan 07.10.2024
1000Kitap
Zaman kimseyi beklemez...
Hayata Dair