Yağmur Öğütlü

Yağmur Öğütlü
Ne zaman düşsem bu yalnızlığa Kitaplar koştu hep yardımıma
Puan vermedi·520 syf.··
2022 4. kitabı
“Atatürk'ü herkes kendisi gibi ezberler, kendi algıladığı gibi... Yani içinden geldiği gibi demek istiyorum. Sonra... İçinden geldiği gibi de okur!” İzahı olmayan şeyin mizahı olur. Rıfat Ilgaz bu sözün kitabını yazmış resmen. Hababam Sınıfı filmleriyle ve kitaplarıyla kült olmuş bi eser. Filmlerini defalarca izledim. Çoğu sahnesini de ezbereyim. Yeniden de açar açar izlerim. Benim için ayrı bir yeri vardır Hababam Sınıfı'nın. Kitabını okumak da yeni nasip oldu. Filmi benim için o kadar güzeldi ki kitabı filmden daha çok seveceğimi tahmin bile edemezdim. Keşke ilk kitabını okusaymışım diyorum. İnek Şaban'ı, Güdük Necmi'yi, Tulum Hayri'yi, Mahmut Hocayı ister istemez filmdeki gibi hayal ettim. Oysa bayağ farklar var. Özellikle Tulum Hayri karakteri. Hayri, filmde benim için sıradan bi öğrenciydi. Çok ön planda tutulmuyordu. Ama kitapta Hayri olmazsa Hababam Sınıfı olamazmış onu gördüm. Tulum Hayri sınıfın babası gibi. Herkesi koruyup kollar ve çoğu işde onun eli vardır. Okurken buna bayağ şaşırmıştım. Bir de Çolak Hamdi var. Bildiğim kadarıyla Çolak Hamdi filmde yok. Ama kitapta onun da büyük bi rolü var. O da tıpkı Hayri gibi Hababam Sınıfı'nın diğer babasıdır. Hatta Hayri'nin gözünde de yeri var. Böyle önemli karakterleri neden filmde doğru düzgün yansıtmamışlar anlamadım. Filmde başrol direk İnek Şaban ama kitaptaki çok güzel karakterleri harcamışlar. Benim en sevdiğim karakter Kalem Şakir oldu ama o da filmde yok. Bence Hababam Sınıfı'ndaki en zeki kişi Kalem Şakir. Zekayı ders olarak algılamayın. Şakir'in el çabukluğu olsun, yaptığı şakalar olsun. En çok onu sevdim. Kitap döneminde gazetede bölüm bölüm yayımlandığı için bölümler arası bütünlük yok. Yani sitcom gibi her bölüm farklı bi olay ele alınıyor. Beni en çok eğlendiren şey de bu oldu. Hiç sıkılmadan her
Edebiyat
Hababam SınıfıRıfat Ilgaz · Çınar Yayınları · 20193,534 okunma
Reklam
Puan vermedi·104 syf.··
2021 15. kitabı
Kötülük ve iyilik birbirinden zıt kavramlar olarak görülmüştür hep. Kötülük olmadan iyilik olmaz, iyilik olmadan da kötülük olamaz. Değil mi? Bu yüzden saf kötü veya saf iyi birisi olamaz bence. Bir insanın içinde hem kötülük hem de iyilik olur. İyi ve kötü bazı insanlara göre elbette değişebilir. Ama belirli ahlak kurallarına ters hareket eden kişiler "kötü" olarak adlandırılır.(adam öldürmek, hırsızlık yapmak gibi şeyler) Hayatınızda gerçekten kötü birisini gördünüz mü? Saf kötü birisi. İçinde bir nebze bile iyilik olmayan birisi. Ben hiç görmedim. Bu insan gerçekten çok kötü dediğim birinde bile azıcık olsun bir iyilik serpintisi gördüm. Bu insanın doğasıdır çünkü. İnsanın içinde hem kötülük hem de iyilik vardır. Bazı insanlarda kötülük iyiliğe baskın gelir. Bazi insanlar da ise tam tersi. İyi insan ve kötü insan kavramı da böyle oluşur. Dr. Jekyll ile Bay Hyde kitabında iki kişiliği olan bir insanla karşılaşıyoruz.(Bunun spoiler falan olduğunu düşünmüyorum. Çünkü ilk sayfalarından bile sonunu anlayabileceğiniz bir kitap.) Kişilik bölünmesi ve disosiyatif kimlik bozukluğu yani çoklu kişilik bozukluğu hep ilgimi çeken bir konu olmuştur. Belki "Parçalanmış" filmini izlemişsinizdir. Bu filmi izlerken çok sevmiştim. Fakat bu filmdeki karakterin böyle olmasının sebebi daha demin bahsettiğim hastalığa sahip olmasıdır. Fakat Dr. Jekyll bir hastalığa yakalanmamıştır. Bunu kendisi yaptığı deneyler sonucunda isteyerek elde etmiştir. Fakat elbette yaptığından pişman olacaktır. Dr. Jekyll insanın içindeki saf kötülüğü ortaya çıkaran bir deney yapmıştır. Saf kötülük, hayali bile kötü bence. Umarsız, sinirli ve nefret dolu bir insan. Böyle bir insan olsa olsa Bay Hyde olabilir. Kitaptaki çoğu karakteri sevdim. Özellikle Bay Uttersen. Her ne kadar başlarda ondan "mahkeme
Edebiyat
Dr. Jekyll ile Bay HydeRobert Louis Stevenson · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202427,1bin okunma
Puan vermedi·172 syf.··
Beğendi
·
2020 19. kitabı
"Seçme hakkına sahip olmayan kişi kişiliğini yitirmiş demektir." İyilik veya kötülük nedir? Bizi biz yapan şey seçtiğimiz yollar mıdır? Peki ya o yolları seçme hakkımız olmasaydı. Önümüzde sadece bir seçenek olsaydı. Bu bizi iyi yapar mıydı? Anthony Burgess'in harika eseri Otomatik Portakal. Yani orijinal adıyla 'Uqueer as as clockwork orange'. Bu deyiş, olabilecek en yüksek derecede gariplikleri barındıran kişi anlamına gelir. Kitabın içinde bu isimli ayrı bir kitap olması daha da güzeldi. İnsanları tekdüzeleştirmeye çalışmak bana 1984 kitabını anımsattı. Hatta bu iki kitabı üst üste okumak çok iyi oldu. Kitabın başlarında Alex ve çetesinin yaptıklarını iğrenerek okudum. Hatta ilk sayfalarında kitabı bırakmayı bile düşündüm. Fakat 2. bölümden sonra kitap bambaşka bir şeye dönüştü. Ondan sonrasını bir solukta bitirdim. Alex'e yapılanlara dayanamayıp ağladığım bile oldu. Onu güçlü görmeye o kadar alışmıştımki o rezil insanların ayaklarına kapanmasına sinir oldum. Ayrıca kim olursa olsun herkesin seçme hakkı olmalı. Azılı bir suçludan fakir bir insana kadar. Çünkü bu bizim doğal bir hakkımızdır. Kitabı bitirdikten sonra aklımda halen birkaç soru kaldı. Mesela Alex'e hastanedeyken ne oldu? Ona ne yaptılar? Veya kim doğruydu kim yanlıştı onu bile anlayamadım. Ama yazarın bize veda kısmı çok güzel ve anlamlıydı.
Edebiyat
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,1bin okunma