“Atatürk'ü herkes kendisi gibi ezberler, kendi algıladığı gibi... Yani içinden geldiği gibi demek istiyorum. Sonra... İçinden geldiği gibi de okur!”
İzahı olmayan şeyin mizahı olur. Rıfat Ilgaz bu sözün kitabını yazmış resmen. Hababam Sınıfı filmleriyle ve kitaplarıyla kült olmuş bi eser. Filmlerini defalarca izledim. Çoğu sahnesini de ezbereyim. Yeniden de açar açar izlerim. Benim için ayrı bir yeri vardır Hababam Sınıfı'nın.
Kitabını okumak da yeni nasip oldu. Filmi benim için o kadar güzeldi ki kitabı filmden daha çok seveceğimi tahmin bile edemezdim. Keşke ilk kitabını okusaymışım diyorum. İnek Şaban'ı, Güdük Necmi'yi, Tulum Hayri'yi, Mahmut Hocayı ister istemez filmdeki gibi hayal ettim. Oysa bayağ farklar var. Özellikle Tulum Hayri karakteri. Hayri, filmde benim için sıradan bi öğrenciydi. Çok ön planda tutulmuyordu. Ama kitapta Hayri olmazsa Hababam Sınıfı olamazmış onu gördüm. Tulum Hayri sınıfın babası gibi. Herkesi koruyup kollar ve çoğu işde onun eli vardır. Okurken buna bayağ şaşırmıştım. Bir de Çolak Hamdi var. Bildiğim kadarıyla Çolak Hamdi filmde yok. Ama kitapta onun da büyük bi rolü var. O da tıpkı Hayri gibi Hababam Sınıfı'nın diğer babasıdır. Hatta Hayri'nin gözünde de yeri var. Böyle önemli karakterleri neden filmde doğru düzgün yansıtmamışlar anlamadım. Filmde başrol direk İnek Şaban ama kitaptaki çok güzel karakterleri harcamışlar. Benim en sevdiğim karakter Kalem Şakir oldu ama o da filmde yok. Bence Hababam Sınıfı'ndaki en zeki kişi Kalem Şakir. Zekayı ders olarak algılamayın. Şakir'in el çabukluğu olsun, yaptığı şakalar olsun. En çok onu sevdim.
Kitap döneminde gazetede bölüm bölüm yayımlandığı için bölümler arası bütünlük yok. Yani sitcom gibi her bölüm farklı bi olay ele alınıyor. Beni en çok eğlendiren şey de bu oldu. Hiç sıkılmadan her