Şubat ayını Balzac ve A. Mithat Efendi ayı ilan ettiğim için çok zorlanıyorum diye başlamak isterim sözlerime. Ama kendimi kutluyorum bu eseri sonunda gerçekten bitirdiğim için. Tebrikler ben.
Bir pankart bastırıcam. Ben Vadideki Zambak'ı gerçekten bitirdim yazılı.
Konusundan bahsetmenin lüzumu olmadığını düşünerek devam ediyorum. Güzel bulduğum taraflarıyla başlayayım pek tabii.
Balzac aslında gerçekten usta ve çok yetenekli bir hikaye anlatıcısı. Metinlerde Balzac ilk bakışta gözükmüyor. Kendini doğrudan gözümüze sokmuyor. Ben yine de Balzac'ı gördüm bu metinde tabii.
Duygu dünyasının tasviri, girdiği felsefi ve sosyolojik meseleler derin ve güzel aktarılmış. Gerçekten iyi bir yazar. Teknik, dil ve üslup yönünden tabii.
Ama hiç anlamayıp sindirmeyeceğim şeyler var. Kadına yüklenen bu sürekli erdemli olma ve kendinden taviz verme, aşkı uğruna ölmeyi göze alma, kolayca baştan çıkma manaları çok ama çok kötü. Bu Felix'in durup dururken annesinde bulamadığı sevgiyi Henriette de araması, aşkını dağa taşa yazarken gidip İngiliz kadınına aşık olması nedir ? FELIX sen bir bencilsin aslanım. Kadından falan anladığın yok. Balzac'ın da öyle. LİNÇ IS LOADING. Bu, yıllardır orada burada okuduğum Balzac kadın ruhunu iyi yansıtır safsatası nerden çıkmış anlayamadım. BU adam Kadına dümdüz cariye diyor. İngiliz kadını onun aradığı erdem ( kendi hayatını adama feda etme) ve sevgiyi göstermedi diye aşağılanıyor. BALZAC güya görünmez bir şekilde bu fikirleri Felix abimize yüklüyor ama ben yemedim arkadaşlar.
Protestan Mezhebi, Katolik mezhebindeki gibi sır, gizem gibi şeyleri barındırmadığı, dini anlamaya odaklandığı için kötüleniyor. Evet aydınlanma döneminde hayatı mekanik kılmaya katkısı var ama bu insanların basiretsizliği. Sevgili Balzac suçu koca bir mezhebe atmak