Son gözdem @arkadya_kitap dan #kurbanmıcellatmı bitenlerin arasında yerini aldı.
İşin içinde @arkadyapolisiye olduğu için yine beklentimi yüksek tutarak okudum ve bir kez daha yanılmamış olmamın verdiği keyfin tadını çıkarıyorum. Her şeyden önce alışılmış kurgulardan olmamasını sevdim. Bölümler arası geçişler can alıcı yerlerde bırakıldığı için olay örgüsünden kopmanız imkansız . Anlatımın sadeliği sayesinde çok kolay okunan, heyecanı sayesinde kolaydan ziyade hızlı okunan bir kitap olmuş. Sayfaları nasıl çevirdiğinizi anlamıyorsunuz Resmen "hadi kitabı bırak git, hadi ara ver, hadi" diye dalga geçmişler, hiç yakıştıramadım.
Devam niteliği var mı bilmiyorum ama yeni dedektifimiz Buddy Lock hayırlı olsun diyorum, gözüm tuttu kendilerini. Konuya çok girmek istemiyorum aslında. Müthiş derecede soğuk kanlı, planlı, eğitim almışcasına usta bir katil tarafından katledilen zengin bir aile ve şans eseri kurtulan bir çocuk etrafında dönüyor olay. Okuyan herkes "katili bulamadık" yorumunu yapıyordu. Benden kaçar mı? Kaçmaz tabi. katili buldum ve okuyanların bulamamasına çok şaşırdım. Okudukça şaşkınlığım arttı çünkü, aslında bulamadığımı fark ettim. Çok zekice bırakılan izler ters köşeyi kaçınılmaz kılıyor. Buda iyi bir polisiyenin olmazsa olmazıdır. Tavsiyemdir.
Keyifli okumalarınız daim olsun...
James Tucker’ın dilimize kazandırılan Kurban mı Cellat mı romanını elime aldığımda, beni doğrudan saf bir hayatta kalma mücadelesi ve yüksek adrenalin karşıladı.
Hikayenin daha ilk sayfalarında, neşeyle başlayan bir yeni yıl kutlamasının dakikalar içinde baltalı bir katliama dönüşmesi, bir okur olarak beni adeta sandalyeme çiviledi. Yazar, okuyucuyu ısındırmakla vakit kaybetmiyor; doğrudan kaosun ortasına bırakıyor.
Brook ailesinden sağ kurtulmayı başaran 10 yaşındaki Ben, hikayenin duygusal motoru konumunda. Onun zekası, şansı ve o yaştaki bir çocuğun katille amansız bir kovalamaçaya girmesi içimdeki empati duygusunu tavan yaptırdı. Sayfaları çevirirken polisiye gizeminden ziyade, "Lütfen bu çocuğa bir şey olmasın" endişesiyle okudum.
NYPD dedektifi Buddy Lock'ın, tanık koruma programlarını falan bir kenara bırakıp çocuğu korumak için kendi evine, sevgilisinin yanına götürecek kadar çaresiz kalması olayların ve katilin ne kadar amansız olduğunu hissettirdi. Bu durum hikayeye çok dinamik ve insani bir çaresizlik boyutu katmış.
Eğer sıkı bir gerilim ve polisiye okuruysanız, olayların gidişatını veya katilin atacağı bazı adımları erkenden sezebiliyorsunuz. Kurgu her saniyesiyle zekice işlenmiş olsa da türün klişelerinden tamamen sıyrılabildiğini söyleyemem. Bazı kovalama sahneleri ve karakterlerin iç hesaplaşmaları ritmi canlı tutsa da, yer yer tempoyu düşürdü. Kitap 460 küsur sayfa; bence 350 sayfalık daha kompakt bir anlatımla çok daha vurucu ve soluksuz bir macera sunabilirdi.
Kurban mı Cellat mı, derin felsefi sorgulamalar yapan edebi bir eser değil; ancak harika bir "bir oturuşta bitirmelik" tempo gerilimi. Katilin ailenin soyunu tamamen kurutma takıntısı ve arkasındaki o amansız takip, özellikle Hollywood aksiyon-gerilim filmlerini seven
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bu seri gerçekten inanılmaz ve evrimler bile evrim geçiriyor diyebiliriz. Her karakterin kendine has motivasyonları vardı. Bu yüzden NEFRET ETSENİZ BİLE saygı duyuyordunuz. Her geçen cilt beklentimi katlayarak aşıyor.
Bir tane youtube kanalında adam kardeşine alıyordu bende çok merak ettim ve aldım ben normalde futbol dan nefret ediyordum(sebebi bizim sınıftaki erkekler bok gibi oynuyordu) bu seriye başlayınca hem futbol hem de anime/manga sevdam başladı ek bilgi : bu serinin şizofren karakteri Bachira Meguru dur (muhtemelen ismini yanlış yazdım)
Çok güzeldii. Çok hızlı okunuyor, yani 1 saatimi bile almadı. Bu yönden biraz kötü olsa da güzeldi. Kitapla ilgili bir sıkıntım yok ama tek sinir olduğum şey biraz spoiler sayılabilir bundan dolayı onu spoilerli kısıma yazacağım. Kitap gayet güzeldi.
Buradan sonrası birazcık Spoilerli
Ya anlayamadığım şey şu Nagi biraz umursamaz bir karakter. Biraz demeyeyim fazlaca böyle bir karakter. Çocuk ilk defa başka bir takıma geçmek istemiş. Yani Reo ölümüne yapışık kalmak zorun değilsiniz ileride buluşacaksınız zaten neden bu kadar abartıyorsun ki? Nagi'ye de kızıyorum ama bu çocukta bir tık fazla abartıyor.
Dediğim gibi kitap güzeldi. Yani pek diyebileceğim bir şey yok. Keyifli ve fazla akıcıydı. bazı yerlerde böyle tarafsız kaldım ama güzeldi.
çok severek okuduğum bir kitap olmadı. kötü bir gerilim okuyucusu olduğum halde ne olabileceğini ve finali tahmin ettim, bildim o yüzden çok bir çekiciliği olmadı benim için.
keyifli okumalar