Bilim, hastalıkların ve ağır işlerin yükünü hafifletmış, çevremiz ve rahatımız için yararlı şeyler üretmiş olabilir, ama bize gizemli bir dünya bıraktı. Günbatımlarımızdan artık dalga boylari ve frekanslarla bahsediliyor. Evrenin karmaşası matematiksel denklemlere indirgendi. Hatta insan olmanın kıymeti bile ucuzlatıldı. Bilim, dünya gezegeni ile onun üstünde yaşayanların, evrensel boyutta önemsiz noktaciklar olduğunu söylüyor. Kozmik bir kaza. Bizi birleştirmeyi vaat eden bir teknoloji bile bizi birbirimizden ayırıyor. Artık her birimiz tüm dünya ile elektronik bağlantı içindeyiz, ama aslında son derece yalniziz. Vahşet, iltifat, ayrılık ve ihanet bombardımanına tutulduk. Şuphecilik fazilet oldu. Alaycılık ve kanıt talebi, aydınlanmış düşünce diye kabul ediliyor. İnsanlığın artık tarihteki herhangi bir dönemden çok daha fazla buhrana sürüklenmesi ve hayal kırıklığına uğramasına şaşmamak gerek. Bilimin kutsal saydığı herhangi bir şey var mı? Bilim doğmamış ceninleri inceleyerek cevaplar bulmaya çalışıyor. Hatta bilim kendi DNA mızı yeniden sıraya dizmeye cüret ediyor. Anlam aramak adına Tanri'nin dünyasını gitgide daha küçük parçalara ayırıyor...ve tek bulabildiği aslında daha fazla soru.
Sen birden çökeceksin Selim. Çünkü neden? Çünkü için boş senin. Birden, kollarımın arasında için boşalacak: birden, üçüncü boyutunu kaybedip bir düzlem olacaksın ve ben de seni duvarda bir çiviye asacağım.