Burcu

Burcu
@loksandra
Математичар
10/10
·208 syf.··
2025 5. kitabı
"Korkacak bir şey yok." Sosyal medyada devamlı karşıma çıkması sebebiyle merak edip aldım kitabı. İyi ki de almışım. Edebi dili zayıf olmasına rağmen yazar, babasının hastalık sürecinden ve kaybından duyduğu hüznü o kadar güzel ifade ediyor ki tüm anlatılanları siz de onunla birlikte yaşamışsınız gibi hissediyorsunuz. Aralara sıkıştırılan "acil durumlar için komik hikayeler" bile o hüzünlü atmosferi dağıtamıyor. Kitabın az bile övüldüğünü düşünüyorum.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,7bin okunma
Reklam
Puan vermedi·214 syf.··
2024 7. kitabı
Kurtuluş Savaşı'nın arka yüzüne, Anadolu ve Anadolu halkına ışık tutan bir yapıt "Yaban". Romanda Ahmet Celal'in işgal sebebiyle İstanbul'dan ayrılıp, eski emir eri Mehmet Ali'nin köyüne, Eskişehir'e yerleşmesi ve burada Anadolu halkı ile tanışmasını görüyoruz. Ancak bu tanışma Ahmet Celal'in yalnızlığına dönüşüyor çünkü kendisi dişini fırçaladığı, saçını taradığı için bile Anadolu halkı tarafından "yaban" olarak görülüyor. Hatta Ahmet Celal'in çok beğenip evlenmek istediği Emine bile kendisini sağ kolu olmadığı için hor görüyor. Romanda sıklıkla Anadolu halkının cahilliği eleştirilse de yazar, bu cehaletin sorumlusunun aslında İstanbul aydını olduğunu da dile getirmiş. Kitapla ilgili aklıma takılan tek bir yer var, o da sonu. Tüm kitap boyunca "Emine" şeklinde bahsettiği evlenmek istediği kadını neden kitabın sonunda "İsmail'in karısı" şeklinde aktardı ve yaralı halde orada bıraktı? Bu soru kafamda yanıtsız kalacak olsa da kitabı oldukça beğendim.
Edebiyat
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202154,6bin okunma
10/10
·159 syf.··
2023 3. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mart 2023 09:58
Aile yaşantısındaki tüm trajedilerin sebebinin babası olduğunu düşünen genç ve idealist Zehra öğretmenin, babasının ölümünden sonra tüm gerçeklerle yüzleşmesini anlatıyor bize roman. Zehra, çocukluğundan beri nefret beslediği ve babalığını reddettiği bu adamın, aslında ruhu ve fikirleriyle kendisine ne kadar benzediğini fark ediyor ve yaptığı yanlış bir evlilik sonucu hayatının nasıl bedbahtlaştığını görerek acıma duygusuyla tanışıyor. Romanın dili ağır olmamakla birlikte olaylar akıcı bir şekilde ilerliyor. Ayrıca dönemin memuriyet hayatıyla ilgili de bizi bilgilendiriyor. -alıntılar- "Acımak... Ben insan ruhlarındaki derinliğin ancak onunla ölçülebileceğine kaniyim. Evet, dibi görünmeyen kuyulara atılan taş nasıl çıkardığı sesle onların derinliğini gösterirse başkalarının elemi de bizim yüreklerimize düştüğü zaman çıkardığı sesle bize kendimizi, insanlığımızın derecesini öğretir..." "Öyle çocuklar ki mesela ince, oynak bir zekaya malik... Hali vakti yerinde bir ailenin sevilmiş çocukları olsalardı buluşlarıyla, zarafetleriyle pırıl pırıl parlayacaklardı. Fakat fakir, yahut düşkün bir aile içinde yetiştikleri için bu zeka başka yollara dökülmüş... Bir ekmek parçası, ufak bir süs için, yahut sadece haksız dayaklardan ve zulümlerden korunmak için hırsızlığa, dolandırıcılığa, yalancılığa çevrilmiş..." "Zehra gözlerini kapadı, eski günlerini düşünmeye, görmeye başladı. Hatıralarının en güzelleri en eskileriydi." "Herkes, kuvvetle istediği halde, kendi hayatını istediği gibi sevk ve idare edebilirdi. Fenalara, düşkünlere acımak mânasız bir mızmızlıktı." "İstanbul öyle bir hale gelmiş ki sokakta kaldırımların üstüne yatıp açlıktan ölsen, "acep insan açlığından nasıl ölürmüş, hele bir seyredelim!" diye etrafına bir yığın ahali birikecek..." "Bunlar öyle şuursuz
Edebiyat
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 202151,7bin okunma