Sen öldükten sonra cenaze töreni yapamam, benim hayatım cenaze töreni oldu.
Sen, su geçirmez örtüyl sarılıp çöp kamyonunda götürüldükten sonra,
Affedilmesi imkansız su hüzmeleri parıldayarak fıskiyeden fışkırdıktan sonra.
Her yerde mabedin ışıkları yanıyordu.
Baharda açan çiçeklerde, kar tanelerinde, her gün gelen akşamlarda. Boş şişelere yerleştirdiğin mum kıvılcımları.
Temmuz ve Ağustos aylarını, kıvrılıp içine girdiği deliğinde geçiren yılan misali hareketsiz geçirmek, bana hiçbir şeye değişilmez sıcacık bir iç rahatlığı verirdi.
Yattığım yerde geçmişimi düşündüm. Sonra geleceğimi hayal ettim. Bu ikisinin arasında bir eşik misali duran bu diploma dedikleri şey önce gözüme çok değerli, akabinde de hiçbir değeri olmayan garip mi garip bir kağıt parçası olarak görünmeye başladı.