bir kere çıktığınız eve geri döndüğünüzde artık orası sizin eviniz olmuyor. size ait
eşyalar, size ait hatıralarla dolu olsa da benim evim diyemiyorsunuz. evim neresi bilmiyordum.
ağır ağır yükselen küçük asansör, tüm umutsuzluk, intihar tutkusu orada bitiyor. orada yalnızlık en büyük yalnızlık içinde yitiyor. hiçlikte.
ve yaşam yalnız rüzgar, yalnız gökyüzü, yalnız yapraklar ve yalnız hiç değil mi…
kendi sınırsızlığım içinde yalnız kalmaktan korkuyordum ve bir insanın sınırlarına gereksinmem vardı. oysa şimdi kendi sınırsızlığım içinde, yaşamı her zamankinden daha derin algıladığıma göre, bundan sonra hiç korkmamaya kararlıyım. insanın kendi kendinin yükünü taşıması, diğerlerinin yükünü taşımasından daha rahatlatıcı.
kendimi unutmak istiyorum. bu yolculukta yanıma kitap almamam ne iyi. çeyrek yüzyıl okudum ve şimdi elimde kitap olmadığından, kendi içimde yazının izlerini arıyorum…