Ama ben hâlâ benim; aynı kişiyim, anılarım aynı, yaptıklarım ortada, başarılarım (az da olsa) ve suçlarım (bütün ağırlığıyla) hâlâ benim.
Neden? Nasıl yapabildim bütün bunları?
Aga bu neydi? Harbiden Jack London'da alışmışız ırkçılığa okey Güneş'in Oğlu'nda da böyleydi ama o kitabın bir keyfi vardı. Bunda hiçbir şey bulamadım yani ki London'ı epey severim.
Benim sevdiğim türde bir roman değildi, nedenleri; 1- Irkçılık. İyilik meleği süper beyaz boksörümüz ve karşısında ortalama bir hayvana benzer esmer/siyah bir diğer boksör. Neyse bir şey demeyeceğim daha.
2- kadın erkek ilişkileri dinamiği. O kadarrrr çok 'kadın iyidir anaçtır iyilik ister narindir' falan filan allahım toplumsal cinsiyet rollerinden parçalar okuya okuya bir hal oldum.
Velhasıl, bana göre değildi. Hayal kırıklığıydı hatta çünkü büyük beklentilerle okumaya başlamıştım elim boş çıktım. Yine de, London hocanın başka kitaplarını merakla okuyacağım.