"Siz nerede düştüyseniz orası da sizin içinize düşer. Yaşadığınız yer değil, düştüğünüz yer olarak kalır içinizde."
Selam, daha önce bir kitabın sonunda kendi çocukluğumuzda da seslenecek sihirli cümleleri bulduğunuz oldu mu? Ben kitabımızın Seher karakteri sayesinde çocukluğuma kadar indim ve, geçti, dedim... büyümek sandığın kadar kolay değil, dedim.
Geciktim ama geldim, dedim.
Dedi Seher yani.
Ben de tuttum onun elinden, bak sabah oldu ve sabahlar hep olacak dedim.
Aidiyet duygusunu yaşamamak varoluşsal sancının en sancılısı bence. Çünkü eğer sizi çocuk yaşta koşulsuz seven biri olmadıysa bu dünyaya gerçekten fırlatılmış olmayı sizden daha derin hissedecek biri olmuyor. Ve çocukken açılan her yara büyüyünce insana bir çukur hazırlıyor. Geçti demeden, o çocuğun elini tutmadan da hiçbir şey zamanla, yaşla geçmiyor.
Kitabın karakteri Seher, Annesi ve babası onu bırakınca hayatı hep yolculukla geçmiş, bir akrabadan diğer akbabaya savrulan yaşamında ait olamamanın hissiyle sürgün hale gelen, sevilmeyi, görülmeyi, fotoğraflarda yerinin olmasını isteyen birinin hikayesi bu.
Nermin Yıldırım bu eserinde bir yolculuğa çıkıyor, bizi bir yolculuğa çıkarıyor. Daha doğrusu zaten gerçekten Portekizden, İspanya'ya yürüyor 2019 yılında. Sonra ise bu kitabının içine iliştiriyor yolculuğunu. Ne de güzel yapmış.
Yolculuklar neden yapılır? Arayıştır yolculuk, sadece bakıp durup geçtiğimiz mekanlar olsun diye çıkmayız bir yere. Aradığımız ya kendimizdir ya da hiçbir şey.
2019 yılında ben de yolculuğa çıkmıştım o yüzden Nermin Yıldırım bu eserinde eğer kendini anlatmadıysa bile isteye, bir yerlerine beni dahil etmiş gibi hissettim. Duygularına, hüznüne ortak oldum.
Kadına dair çok şey var bu eserde özellikle tecavüzden sonra yaşananlar çok acıydı, Seher'i yaşadığı büyük acıları