Budizm
3/10
·112 syf.·
2026 7. kitabı
Kitapta beni en rahatsız eden şey, çevirmenin "ne ... ne de ..." bağlacının kullanımını bilmemesi. Bu bağlaç kullanılırken cümle yapıca olumlu olmalı. Cümleleri hep olumsuz yapmış. Kitaptaki bazı sorunlar da bazı batı kaynaklı kelimelerin yanlış veya aslına uygun (?) yazılmış olması. Lotus kelimesinin Lotos yazılması gibi. (Alm.) Diamant Sutra yazacağına Elmas Sutra yazılabilirdi. Literatürde Elmas Sutra olarak biliniyor zaten. Bazı yerde asıllarını yazıp bazı yerlerinde Türkçeleştirmeye çalışmış. Çevirmende bir tutarlılık göremedim bu anlamda. Yazar Helwig Schmidt-Glintzer ilk kez tanıştığım bir Sinolog. Daha farklı Sinologlardan da farklı okumalar yaptım bu zamana kadar. Bu eserin ihtivasının çok geniş bir yelpazede olduğunu belirtmekle beraber çok yüzeysel kaldığını düşünüyorum. Koskoca Budizm 112 sayfada anlatılması zor. Ha, eğer anlatılacaksa Pali Kanondan (Sutra Abhidharma ve Vinaya) daha çok bahsedilmeliydi diye düşünüyorum. Ayrıca kitapta Uygurlardan ve Toharlardan hiç mi hiç bahsedilmemiş. Çok büyük bir eksiklik olduğunu düşünüyorum. Budizm hakkında genel bir bilgi edinmek isteyenlere bile yetersiz kalacak bir kaynak olmuş. Puanım 3 maalesef.
Din
BudizmHelwig Schmidt Glintzer · Runik Kitap · 202113 okunma
Zekanın Ötesindeki Bir İnsan Hikayesi
10/10
·325 syf.··
2026 16. kitabı
·
51 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 16:08
Daniel Keyes'in Algernon'a Çiçekler adlı romanı, ilk bakışta zekâ üzerine yazılmış bir hikâye gibi görünse de aslında insan olmanın ne anlama geldiğini sorgulayan son derece dokunaklı bir eserdir. Romanın kahramanı Charlie Gordon, düşük zekâ seviyesine sahip bir bireydir. Çocuk yaşta ailesi tarafından terk edilmiş, hayatını bir fırında çalışarak sürdürmüş ve çevresindeki insanların çoğu tarafından küçümsenmiştir. Ancak Charlie'nin en dikkat çekici özelliği zekâsı değil; insanlara karşı duyduğu sevgi, öğrenme isteği ve bitmeyen umududur. O, daha zeki olursa insanların onu seveceğine, arkadaş edinebileceğine ve ailesini gururlandırabileceğine inanır. Charlie'nin deneysel bir ameliyatla üstün zekâlı bir bireye dönüşmesi, romanın asıl trajedisini ortaya çıkarır. Çünkü insanlar Charlie'nin zekâsını kazandığını görürler ama onun zaten bir insan olduğunu unuturlar. Daha önce onunla alay edenler, bu kez de zekâsından korkmaya başlar. Charlie, hayatının hiçbir döneminde tam anlamıyla kabul göremez. Düşük zekâlıyken küçümsenir, dahi olduğunda ise dışlanır. Böylece roman, insanların çoğu zaman bireyin kendisini değil, kendilerine hissettirdiklerini sevdiklerini gösterir. Kitabın en etkileyici yanlarından biri de Charlie ile Algernon arasındaki ilişkidir. Aynı deneyden geçen bir laboratuvar faresinin yaşadığı değişimler, Charlie'nin geleceğinin habercisi olur. Algernon'un bozulmaya başlayan zihinsel durumu, okura yaklaşan sonun ağırlığını hissettirir. Bu nedenle roman yalnızca bir yükseliş hikâyesi değil, aynı zamanda kaçınılmaz bir düşüşün de hikâyesidir. Eserde beni en çok etkileyen bölümlerden biri Charlie'nin terapi sırasında yaşadığı mistik deneyimdir. Evrenle bütünleştiğini hissettiği, ışıklar, mağaralar ve lotus benzeri çiçek imgeleriyle anlatılan bu sahne, Charlie'nin
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,9bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kambur
Puan vermedi·72 syf.··
2026 28. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 01:12
#okudumbitti Kambur - Hunchback Saou Ichikawa Kambur, ağır kas hastalığı nedeniyle hareket kabiliyeti son derece kısıtlı olan Shaka adlı bir kadının hikâyesini anlatır. Shaka, dijital dünyada anonim kimliklerle var olur, erotik metinler yazar, forumlarda tartışmalara katılır ve toplumun “normal” kabul ettiği hayatı dışarıdan gözlemler. Yazar Saou Ichikawa, fiziksel engelli bir yazar olarak bu romanı kendi deneyimlerinden besleyerek kaleme aldığı bilinmektedir. “ama unutmamalı lotus çiceği, en parlak haline çamurun kalbinde ulasir.”
KamburSaou Ichikawa · Beyaz Baykuş Yayınevi · 2025530 okunma
Loasra Kıtası’nda Güç, İnanç ve İhanet: Karanlık Bir Epik Kurgu
10/10
·344 syf.··
2026 32. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 22:39
#okudumbitti ​Karşımızda; tek bir taht kavgasının çok ötesine geçen, coğrafyanın her bir köşesine yayılmış inanç çatışmalarını, siyasi entrikaları ve insan psikolojisinin karanlık dehlizlerini başarıyla işleyen dinamik bir anlatı var. Hikaye, doğrusal olmayan zaman çizgisi ve farklı cephelerdeki karakterlerin kader ortaklıklarıyla sürekli uyanık tutan bir yapıya sahip. ​Güçlü Atmosfer ve Katmanlı Dünya İnşası Yazar, Derb Ülkesi’nin fevri krallığından Marine Adası’nın tecrit edilmiş huzuruna, Finy’nin devrimci yapısından Kongara Vadisi’nin pamuk ipliğine bağlı diplomatik dengelerine kadar son derece canlı ve gri tonlara sahip bir dünya inşa etmiş. Coğrafyanın ve takvim sisteminin kuralları, anlatının felsefi arka planıyla (Kızıl Toprak inancı, Kaihen kültü ve Peygamber Augan doktrini) çok iyi harmanlanmış. Dinlerin ve ideolojilerin kitleleri nasıl yönlendirdiği, tarikatların yeraltına iniş stratejileri ve devlet aygıtının (Teagun gibi casus teşkilatlarının) buna verdiği refleksler hikayeye güçlü bir gerçekçilik katıyor. ​Karakterlerin Gri Dünyası ve Ters Köşeler Metnin en başarılı olduğu yönlerden biri, karakterlerin mutlak "iyi" ya da "kötü" olarak çizilmemesi. Kraliyet muhafızları Talas ve Zennan arasındaki dinamik, yükselme arzusu ile vicdan arasındaki o ince çizgi çok başarılı aktarılmış. Güç arzusunun en sadık görüneni bile nasıl bir piyon ya da şah oyununa dönüştürebileceğini izlemek büyük bir keyif. Yan karakterlerin (Lotus, Kuaugun, Prenses Asugna, sahte elçi Bahkus vb.) her birinin kendi geçmiş hikayeleriyle ana olay örgüsüne organik bağlarla bağlanması anlatıyı zenginleştirmiş. Özellikle Kongara Vadisi’ndeki "adalet terazisi ile güç terazisi" ikilemi, hikayenin felsefi derinliğini artırıyor. ​Merak Unsuru ve Ritim Bölümler arasındaki
1000Kitap
Üç MektupAhmet Can Karaoğul · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20265 okunma
inceleme yazısı değildir, kitaptan uzun bir alıntı !
10/10
·325 syf.··
2026 32. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 15:14
Son terapi seansından; "Yokuş aşağıya iniyorum..." Sıcak hava akımına kapılmış bir yaprak gibi, yukarıya doğru titreyerek yükseliyorum. Bedenimdeki tüm atomlar son sürat birbirinden uzaklaşıyor. Giderek hafifliyorum, yoğunluğum azalıyor ve genişliyorum... Genişliyorum... Dışarıya, güneşin içine doğru infilak ediyorum. Ben genişleyen bir evrenim, yukarıdaki sessiz denizde yüzüyorum. Önce küçücüğüm, sonra odayı, binayı, şehri, ülkeyi bedenimin içine alıyorum. Aşağıya baktığım vakit dünyanın görüntüsünü gizleyen gölgemi görebileceğimi bildiğim ana kadar genişlemeyi sürdürüyorum. Hafif ve duygudan arınmış bir durumdayım. Zamanın ve mekanın içinden süzülerek geçiyor ve genişliyorum. Sonra, uçan bir balığın denizin içinden fırlaması gibi, ben de varoluş kabuğunu kırmak üzere olduğumu anladığım anda, beni aşağıya doğru çeken gücün farkına varıyorum. Bu beni rahatsız ediyor. Silkinerek ondan kurtulmak istiyorum. Evrenle bütünleşmek üzereyken, bilincimin doruklarındaki fısıltıları duyuyorum. Beni aşağıdaki sonlu ve ölümlü dünyaya doğru çeken iplik öylesine ince ki... Genişleyen ruhum, dalgaların geriye çekilmesi gibi, yavaşça dünyevi boyutlarına geri dönüyor – isteyerek değil, çünkü ben kendimi kaybetmeyi yeğlerdim, ama beni aşağıya, kendime doğru, içime doğru çeken bir güç var ve bir an için kendimi yine koltuğun üzerinde buluyor ve farkındalığımın parmaklarını tenimin eldivenine geçiriyorum. Ve biliyorum ki istersem bu parmağımı oynatabilir veya o gözümü kırpabilirim – eğer istersem tabii. Ama ben hareket etmek istemiyorum. Hareket etmeyeceğim! Bekliyorum, kendimi açık tutuyorum, bu deneyin bir şeyler ifade ettiği kişilere karşı eylemsizim. Charlie, zihnimin üst perdesini yırtmamı istemiyor. Charlie benim bu perdenin ötesinde ne olduğunu bilmemi istemiyor. Tanrı’yı
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,9bin okunma
Hiç veda etmek istemiyorum bu seriye...
10/10
·384 syf.··
2026 30. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 21:28
Ne diyeceğimi hakikaten bilemiyorum ama tek kelimeyle HARİKA BİR VEDA KİTABIYDI... Bu kitap o kadar beni mahvetti ki anlatamam. Ama bu mahvoluş muazzamdı... Seriye o kadar güzel veda ettik ama bir yandan da yarım kaldık...seriyi zaten Çok seven biri olarak ayrı bayıldım... Shikigami'ler, kaybedilenler, kaybolan anlamlar yeniden bulunmaya çalışılan o ruh... Her şey çok yerli yerindeydi. Ya da belki o son beni öyle bir hipnotize etti ki ben hatalarını söyleyemiyorum. Yani diyeceğim o ki bu incelemeyi objektif yapamayacağım. Ancak en azından şunları dile getireyim Himuranın karakter gelişimi, Haru karakterinin okudukça anlam kazanması, Mana ve diğer shikigami'ler, bedeller ve sonu böyle olacaksa neye deyecek tüm bunlar sorunu,o kadar iyi işlendi ki hele bence Kurara karakteri kesinlikle çok iyi bir noktada tamamlandı. Tam anlamıyla insan gibi her ne kadar tüm başına gelenleri tiksintiyle karşılaşasa bile en sonun da her şeyi kabullenişi ve anlamlandırışı baya iyiydi. Ve Haru'nun dediği gibi lotus oldu ancak buna biraz da mecbur kalmasına rağmen bunu en sonunda kabullendi. Teknik aksaklıklarda ise Aki ve Haru geçmişini sonra bu olan hünerbaz savaşlarını görmeyi kesinlikle isterdim. Ha birde başlarda o akıcılığı pek sağlayamamışlardı ve seride bazı yerlerde biraz daha kuvvetli bir anlatım olabilirdi ama bu benim gözüme o kadar batmadı hani biraz teferruat gibiydi diyeyim. Ancak tüm bunlara rağmen bence seri baya başarılıydı hele yazarın ilk serisi ilk kitapları olduğunu düşünürsek bu seri benim için 10 puanı hatta daha fazlasını hakediyor. Evreni zaten müthiş japon kültürü ile muazzam bir evren kurumu vardı hele bazı karakterlerin yazımı çok başarılıydı. Hele kötü karakter tablosunda prensesin o sosyopat tavrı baya iyiydi ve hakikaten okuyucuyu irite etmeyi
Asi ŞafakAnn Sei Lin · Timaş Genç Yayınları · 202552 okunma