Ruh ve beden, beden ve ruh; ne büyük gizemdi. Ruhumuzun hayvani, bedenimizinse ruhani bir tarafı vardı. Duyularımız keskinleşirken zihnimiz körelebiliyordu. Bedensel durtülerin nerede ölüp ruhani dürtülerin nerede başladığını kim bilebilirdi ki?
Freud, teorilerini geliştirirken Dostoyevski’nin, Sofokles’in Shakespeare’in metinlerinden, Michelangelo ile Leonardo’nun heykellerinden, Mill’in ve Nietzche’nin felsefesinden ilham almıştır. Teorilerinin yapı taşını, aldığı resmî tıp eğitiminden ziyade Kral Lear, Hamlet, Oedipus Rex ve Karamazov Kardeşler oluşturmuştur.
Şifacılar arasında nesilden nesile aktarılan eski bir İnka efsanesine göre her türlü zihinsel ve fiziksel hastalığın kaynağında saflığını kaybetmiş bir ruh yatar. Şifacının zihinsel ruhu, telkin gücü ve beyaz sihir yapma becerisi hasta ruhu saflaştırıp içsel kontrolü yeniden temin eder. Bu saflaştırma her zaman riskli bir eylemdir çünkü hastadan yayılacak yıkıcı enerji, şifacının da ruhuna tesir eder.