Fakat insan ne kadar kötü
şeyler yaşarsa yaşasın, ilk olarak zihin devreye girer ve her duruma aynı ölçüde
üzülmene izin vermez. Çünkü hem hayatın laneti hem de en büyük
güzelliklerinden biri olan alışma hali devreye girer. İyi ya da kötü her şeye bir
süre sonra alışmaya başlarsın. İyi olan sana ilk zamanlardaki gibi haz vermez,
kötü olan da seni ilk zamanlardaki kadar üzmez.
Fili keşfetmek için bir dedektif gibi çalışman gerekecek ve biraz da
yorulacaksın ama yorulmana değecek. Geçmişin değerlendirmesini yaptıktan
sonra günceli de değerlendirmelisin. Özellikle tarif edemediğin, sana rahatsızlık
veren iç sıkıntıları, gerginlikler ne zaman, nerede ve ne yaparken ortaya çıkıyor?
Böyle zamanlarda, bu anları iyi takip etmen ve kendi içine dönmen gerekir.
Çünkü her zaman bu tip sıkıntıların çıkmasına neden olan bir tetikleyici vardır.
Tetikleyici, sıkıntının çıktığı yer, zaman, kimlerle birlikte olduğunla ve o an ne
yaptığınla ilgili olabili
Bazen yakınlık körlüğü dediğimiz şey ortaya çıkar, kişi kendine o kadar çok
yakındır ki, kendindeki problemlerin farkında değildir. Burada da sağduyusuna
ve bize olan yakınlığına güvendiğimiz bir iki insandan geribildirim almak işe
yarayabilir.
Seni derinden etkileyen en temel sorunu hayatında saklanmış bir file
benzetebilirim. Bu temel sorun tıpkı bir fil gibi o kadar büyüktür ki çok uzun
zamandır hayatında olduğu halde sen onu hayatının bir parçası zannedersin.
Sorunun kaynağının o olacağı hiç aklına gelmez. Bazen tam olarak gözünün
önündedir ama sen yine de göremezsin. Hayatındaki fili keşfetmek için
yapabileceğin ilk şey hayat alanlarını tek tek kontrol etmektir; çevrendeki
insanlardan başlayıp, onlarla kurduğun ilişkilere, yaptığın işten yapmak isteyip
de yapamadıklarına, aile ilişkilerinden maddi durumuna, hayallerinden
beklentilerine kadar her şeyi gözden geçirmelisin. Bunları gözden geçirirken,
uzun zamandır çözüme ulaşmamış olan, üzerine düşündüğün zaman sana
rahatsızlık hissettiren konulara özellikle dikkat etmeni, üzerinde fazlaca durmanı
öneririm.