“Doğru, barış devrinde de büyük eserler doğar. Ama nasıl barıştır bu? Savaşın kızı olan barış. Zira tohum savaşın en tutkulu ânında düşer, ancak barış yılları içinde görünebilir hal alır, filizlenir.”
“Ben, başka hiç kimse değil! Yalnız bu dünyada değil; öteki dünyada da. Avrupalıların soyutlaşıp bedenden çıkmış, karakterin ötesinde ölümsüzlüğünde gözüm yok! Kendi İspanyol ruhuma uyan gerçek, yegâne ölümsüzlüğü isterim. Ben, bizzat ben, Unamuno, Don Miguel de Unamuno, tenimle, yirmi adet tırnağımla ve sivri, sinirli sakalımla ben, ebediyen yaşamalıyım!”