Yürüyüş ve gezi videoları paylaştığım kanalıma destek olmak isterseniz...
youtube.com/@edasertturk
"Okumak, okurun gelir düzeyinin yüksek olması demek değil; hayata karşı bir sıkıntı hissetmesidir."
“Her zaman şimdiki zamanda yaşasaydık kutsanmış sayılırdık, başımıza gelen her beklenmedik olaydan faydalanırdık, üzerine düşen en hafif çiğin etkisini bile hemen dışa vuran otlar gibi olurduk; zamanımızı, değerlendiremediğimiz geçmiş fırsatları telafi etmekle geçirip adına da görevini yerine getirmek demezdik. İlkbahar çoktan gelmiş, ama biz kış mevsiminde takılıp kalıyoruz."
İlk etapta çocuk kitabı havası eserken sayfalar ilerledikçe tüyler ürpeten bir öykünün içinde buldum kendimi. Yoksa hayatın gerçekleri mi demeli? Kimisine göre insanlar iyi olarak doğar, kötülüğü öğrenerek ve seçerek yoluna devam eder ki çocukları "masum" canlılar olarak tanımlarız. Peki çocuklar gerçekten de masum mu? Eğer öyleyse onca akran zorbalığı neyin nesi? Sırf yanlış yönlendirildikleri, eğitildikleri ya da kötülüğü görerek büyüdükleri için mi böyleler? Buradaki okurlardan bile eminim en az bir kez olsun zorbalık eden olmuştur yaşıtlarına... Adsız ama adanın en zekisi ve bilgesi "Domuzcuk" fazlasıyla üzdü.
Dünyayı iyilik mi insansızlık mı kurtarır tartışılır... En iyi olanımızın bile dünyaya dolaylı ya da dolaysız pek çok zararı var.
Bu arada okurken sık sık Lost'u izliyormuş hissine kapıldım. Esin kaynaklarından birisi olduğunu düşünüyorum.
Yakın zamanda kitabın filmini de izleyeceğim ama görmek daha büyük dehşet yaşamama neden olursa diye çekincem var. Bakalım...
“Düşünebildiği tek şey, daha çetin şartlarda bir yaşamdı, zihninin vücuduna işleyip onu saygınlaştırması ve kendine olan saygısının giderek artmasıydı.”