Kişinin kendisini boşluğa bırakma isteği çoğu zaman bilinçli bir karardır. İnsan doğası gereği her ne kadar tutunmak istese de bazı zamanlar, belki de gerçekten yorulduğu için ya da düşmekten korkmamanın vermiş olduğu cesaret ile kendini hiç bilmediği ve belki de düşüşünden sonra birçok konuda yaşayacağı tetiklenmeler ve buna bağlı olarak gelişeceği farkındalıklarla birlikte bir dönüşüm ihtimaliyle kendini boşluğa bırakır. Bu bilinçli bir tercihtir ve kimi zaman küçük kimi zaman büyük olmakla birlikte iradenin izlerini gösterir...
Boşluğun seni yutmasına izin vermek ise çaresizlik ve tükenmişlik göstergesidir. Boşluğa kendini bırakma durumunda birey iyi ya da kötü düşmenin bizzat karar vericisi olarak aktifken, burada pasif bir konumdadır. Mücadele etmeden gerçekleşen bir teslimiyet mevcuttur...
Benim için boşluğun seni yutmasına izin verecek bir tükenmişlik ve çaresizlik içerisinde olmak çok daha zor. Çünkü boşluğa kendinizi bırakarak yeni bir “sen”e kapı açmış oluyorsunuz; ancak seni yutmasına izin verdiğiniz o boşlukta, o kapıyı açacak mecaliniz ruhen ya da bilinç olarak yok...