Ressam Kramskoy'un "Seyreden" adında pek güzel bir tablosu vardır. Tablo kışın bir ormanı gösteriyor. Yol kenarında, sırtında yırtık gocuğu, ayağında çarığıyla tek başına bir mujikceğiz duruyor; düşünür bir hali var, oysaki düşündüğü falan yok, sadece "seyre dalmış". Birisi dürtecek olsa silkinerek uykudan uyanmış gibi, ne olduğunu anlamadan size bakacak. Hemen o anda, orada durup neler düşündüğünü sorsanız belki hiçbir şey hatırlayamaz, ama seyrederken topladığı izlenimleri kesinlikle saklamıştır. Bu izlenimler onun için pek değerlidir; belki belirsizce, hiç farkında olmadan -tabii niçin, ne amaçla yaptığını da bilmeden- bunları biriktirir. Sonra, yıllar yılı topladığı bu izlenimleri ve daha da başka şeyleri olduğu gibi burakarak, ruhunun selameti için Kudüs'e gider; belki durup dururken doğduğu köyü yakar ya da her ikisini birden yapar.
Delacroix'ya ait olduğu kabul edilen bir cümle, onun çabalarını gayet iyi dile getirir: " Verin bana sokağın çamurunu, ben bundan çok güzel renkli bir kadın teni yaparım."[...]
Bu da gerçekten tekniğinin özetidir; saf öğeler kullanarak donuk preparatlar belirginleştirmeye çalışır; çamur gibi renklerle ışık yapmak için çırpınır.