Sen, buz dağlarının dokuzda sekizinin su altında olduğunu ve yerkürenin 23 derece eğik olduğunu biliyorsun. Ben de kalbinin hala güneş görmemiş tenler kadar beyaz olduğunu...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Gözlerinden Ayşe kalbime akıyor, elleri başımı, bütün varlığımı çekiyordu. Yemin ederim ki bir an etrafımı en tatlı ve öncesiz bir beyaz boşluk içinde görüyor ve kendimi ölmüş ve cennete gitmiş bir adam gibi görüyordum. Evet, şehit olmuştum. Şahadet beni cennete, Ayşe'nin gözlerine kadar götürmüştü. Gözlerine bakarken tekrar coşku içinde kendimden geçmişim. Bu ne mutlu ve ne mutlak bir borçluluk duygusuydu.
Sonra Mehmet Çavuş açık Anadolu hitabetine koyduğu biraz biberli, biraz ateşli Rumeli mizacıyla bunlara ihtilalden söz ederken, özellikle padişahın Türk milletini aldatmış olduğunu söylerken gözlerine dikkatle baktım. Efendisi için ne düşünüyordu? Anladım ki, onun gözlerinin derinliğinde en kutsal yerinden vurulmuş, en aziz inancını kaybetmiş bir ruhun sessiz, isyansız acısı var.
Ben, ben bütün hayatta kanlara, ıstıraplara, başkalarının aşkına bakmaktan başka ne işe yarar bir adamım? Kendi aşkımı, kendi yaramı sade kendi gözlerim gördü.