Kitabı okumadan önce özellikle eğitim konusunda karma karışık sistemlere tabi olmuş, birçok yerde yanlışlığın farkında olan ancak bu farkındalıkla beraber ne yapılacağını bilmeyen , bir şeylerin değiştirilebilme ihtimali olsa nasıl olmalıydı sorusuna tam bir cevap veremeyen biri iken kitabı okumakla birlikte işte o eksikliğin ne olduğunu, karmaşıklığın nasıl çözüleceğini, yazarın döneminden bu yana hiçte gelişmemiş olan sistemin neresinde yer almalı, nasıl bakmalı ve karşısında nasıl bir şahsiyete bürünmeli gibi sorularıma cevap bulan biri oldum. Kesinlikle bir kere değil birçok defa anlayarak okunup, sindirilmesi gereken bir kitap.
Kitapta Türkiye’nin maarif sistemi üzerinde durulmuş. Zamanından beri taklit edilmeye çalışılan başka milletlerin sisteminden, onların sisteminin bize nasıl uygun olmadığından, insanı maddeye ittiğinden, hakikati fayda kabul edip ruhu kaybettirdiğinden bahsedilmiş. Öğrencinin ilim talebeliğinden diploma avcısı durumuna geldiğinin, muallimin mesuliyeti oranında hür olmadığının, mektepte verilmeyen ahlak derslerinin, sistemden kaldırılan felsefe derslerinin üzerinde durulmuş. Bu durumun nasıl değiştirileceğine, mektebin nasıl bir mabet haline geleceğine, milli mektebin nasıl olması gerektiğine dair izlenecek bir yol, bir harita çizilmiş.