Örgütler dinlenme ve eğlence tesisleri, okuma grupları, hatta yaşarı düzenleri bile sunabilirler. Mantıksal olarak bu ekstra hizmetlerin hiçbiri örgütün açık hedefleriyle ilişkili değildir ama birlikte hepsinin "topluluk hisleri" yaratması ve üyelerinin kendilerini şirketle özdeşleştirmeye yönlendirmesi beklenir. Görünüş itibarıyla örgütsel ruha yabancı olan bu duyguların, üyelerinin örgüt amaçlarına kendilerini daha fazla adamalarını sağladığı, dolayısıyla rasyonellik kriterlerinin getirdiği ve tümüyle gayri şahsi düzenlemelerin zararlı tesirlerini etkisiz hale getirdiği kabul edilir.
İnsanlara dayatılan talepler karşısında oluşmuş direnç gibi şeylerden ötürü, insanları gruplandıran her iki model de kusurludur. Ne topluluğun imgesi ne de örgüt modeli beşeri etkileşimlerin pratiğini yeterli şekilde tarif edebilir. Bu iki model ayrı, zaman zaman birbirine karşıt dürtüler ve beklentilerle birbirinden yapay biçimde koparılmış, kutuplaşmış eylem modelleri çizerler. Gerçek koşullar altında insanların gerçek eylemleri, bu tarz radikal ayrımlara öfke duyar ve bundan ötürü rutin anlamda insanların eylemlerine konulan beklentilerde bir gerilim yaratırlar. Topluluklar ve örgütler üyelerini temsil ederek veya bir temsil dayatmaya çalışarak, karmaşık ve dolambaçlı eylemleri kolaylaştırmaya dönük içsel bir eğilim sergiler. Verilen tepki eylemi daha da saflaştırmaya dönük bir çaba olabilir ama etkileşimlerimiz bizi karşıt yönlere çeken iki ağırlık gücü arasında bölünür. İnsan diğerini kendi imgesinde kurgulamaya çalıştığında fikirler ve maddi gerçeklik birbiriyle çatışır, direniş odakları ve boşluklarla denetimde çatlaklar oluşur.
Acil bir dosyayı veya meseleyi karar alması için başka birinin masasına bırakarak sorumluluktan yırtmaya zor durum anlamına gelen "sıcak patates" diye popüler bir terim bulunmuştur. Yükün atılmasıyla mesele başkasının sorunu olur.
Kişi hiyerarşide alta indikçe görevler daha uzmanlık gerektiren, daha kısmi ve odaklı olurken, yukarıya çıktıkça örgütün vizyonu daha da genişler ve genel amacın daha büyük bir kısmı görünür hale gelir. Bu koşulların yaratılması için, bilgi akışı hiyerarşinin en altından üst basamaklarına doğru gerçekleşmelidir ve emirler en yukarıdan aşağı doğru akmalıdır. Bu şekilde daha kesin ve dolambaçsız olur. Üstkatmanların denetimi altkatmanların disipliniyle buluşmalıdır. Böylece güç, örgütün genelinde davranışlara tesir etme kapasitesi olarak da hiyerarşiktir. Bu şekilde stratejik planlama ve operasyonel işler arasında açık ve beklenen bir fark oluşur.