Mustafa Gökduman

Mustafa Gökduman
@lvlustafa
9/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2023 4. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 26 Mart 2023 21:23
Kitap adından da anlaşılacağı üzere Hz. Muhammed'in kızı Fatıma'nın yaşamı üzerinden kadınlara, özellikle Müslüman kadınlara bir rol model sunma amacı taşıyor. Ali Şeriati'nin, Şiî ekole bağlı birisi olması sebebiyle kitapta ehlibeyt takımına aşırı övgülü ifadelerle karşılacağınız gibi bu ifadelerin çoğunun tutarlığını da hissedeceksiniz. Yine de bazı abartılı söylemler dikkatinizi çekebilir. Fakat Ali Şeriati okuru, bu söylemleri sorgu süzgecinden geçirecektir muhakkak. Kitapta Fatıma, mücadeleci ve sorumluluk sahibi bir kadın olma özelliğiyle ön plana çıkarılmaktaysa da bununla birlikte birçok imrenilesi özelliğinin bulunduğu da yazar tarafından okuyucuya iletiliyor. Bu yüzden Fatıma'nın tam anlamıyla özgün bir kişilik arzettiğinin sonuna kadar farkına varıyorsunuz; ve yazarın deyimiyle "Fatıma, Fatıma'dır." diyorsunuz. Ali Şeriati eseri yazarken yine boş durmamış ve düşünce insanı kimliğini de konuşturmuş. Bu açıdan eserde İslâm'daki geleneksel kadın anlayışı ve gerçek İslâm'ın kadın anlayışı arasındaki farkın, din adına ortaya konulan kültürel ve tarihsel âdetlerin, Müslümanların bağnaz ve taassubî yaklaşımlarla dinlerine verdikleri zararların da ayırdına varıyorsunuz. Sonuç olarak eser, İslâm düşüncesine farklı bakış açılarından hakim olmak ve İslâm'ı, İslâm'daki kadını daha iyi anlamak isteyenler için ideal bir eserdir diyebilirim. Keyifli okumalar...
Kadın (Fatıma Fatımadır)Ali Şeriati · Fecr Yayıncılık · 20101,436 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
7/10
·354 syf.··
2022 23. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 02 Temmuz 2022 23:51
1913-1917 yılları arasında, fiilî gücün İttihat ve Terakki'nin elinde olduğu sıralarda sadrazamlık yapmış bir Osmanlı devlet adamı olan Sait Halim Paşa'nın birtakım denemelerini barındıran Buhranlarımız kitabı, eseri hazırlayan Yakup Öztürk'ün, eserin yazarı ve içeriğiyle ilgili kaleme aldığı uzunca bir giriş kısmından ve Said Halim Paşa'nın 7 konu üzerindeki denemelerinden oluşmaktadır. Kitabın geriye kalan büyük kısmı ise eserin Osmanlıca aslını barındırmaktadır. Said Halim Paşa, eserde ele aldığı konulara oldukça öznel bir tutumla yaklaşmakta ve kendisinin tanık olduğu zamanın toplumsal, siyasal vs. sorunlarını aktardıktan sonra, bu sorunların çözümü için sunduğu çare ve yöntemleri teker teker okuyucuya açıklamaktadır. Paşa, genel yapı itibarıyla ülkemizdeki sorunların Batı'yı sorgusuz sualsiz aynen taklit etmekten, İslâm dininin emir ve yasaklarından uzaklaşmaktan veya bunları yanlış yorumlayıp yaşamaktan, Osmanlı'nın baskıcı bir biçimde beliren son döneminden çıkmak isteyen yenilikçilerin ve toplumun düştüğü hatalardan vs. kaynaklandığını bildirmektedir. Daha önce de belirttiğim üzere oldukça öznel yargı ve değerlendirmeler içeren Paşa'nın üslubu okuyucuya birçok yerde kendi penceresinden bakma fırsatı da sunuyor ve okuyucu "acaba gerçekten böyle midir, bu sorunun çözümü sahiden de bu mudur?" gibi sorular sormaktan geri kalmıyor. Bunun sonunda kuşkusuz okuyucu kimi zaman yazara aynen katılabileceği gibi kimi zaman da ona katılmaktan şüphe ediyor. Ben de kitabı okurken birçok fikirde (örneğin Batı'yı taklit, sosyolojik tespitler vs.) yazarı çoğu yönden haklı bulsam da olanlara çözüm olarak sunduğu bazı hususlarda (örneğin şeriata bağlanmak gerektiği, kadınların toplumsal konumu, gerek dinî gerekse millî olarak içe dönük yaşamak gerektiği vs. hususlarında) yazara
BuhranlarımızSaid Halim Paşa · Kapı Yayınları · 202150 okunma
9/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2022 14. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2022 23:58
"Tüm hayvanların en zekisi, iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna bir baskı yöntemi uygulayarak onu otomatik işleyen bir makine haline getirenlere kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum...” Anthony Burgess; İngiliz romancı, besteci, eleştirmen. Sadece bir yıl yaşam hakkının kaldığını duyunca, belki geride bırakacaklarını da geçindirsin diye bu “Otomatik Portakal” ile birlikte beş buçuk roman yazmış ve daha sonra bu teşhisin yanlış konulduğunu öğrenmiştir. Ama ne var ki bunu öğrendiği sırada Burgess, yazdıklarıyla dünyaca ünlü bir romancı haline gelmiştir bile... “Otomatik Portakal” Alex adında on beş yaşlarında genç bir delikanlının yaşadıklarını anlatır. Gençliğin verdiği coşkuyla hapse kadar düşen Alex, hükümet tarafından kötülükleri yok etmek üzere kullanılması planlanan bir tekniğin üzerinde denendiği ilk kobay olur. Bu teknikle güya kişi veya kişiler artık “suç” işleyemez hale geleceklerdir ve toplum rahat bir nefes alacaktır. Ama buna gerek var mıdır? Ya da başka bir deyişle her ne kadar birilerini robotlaştırsanız da sonunda olması gereken gelip sizi bulmayacak mıdır? İşte bu romanda hükümetlerin, dolayısıyla devletlerin vatandaşlarının üzerinde kurmaya çalıştığı hegemonyanın bir türüne şahit olacaksınız. Evet şiddet, tecavüz, hırsızlık gibi suçların önüne geçmek için her yol denenmelidir fakat bu insanların elinden “kötüyü seçme” hakkı alınarak değil, gerçek bir iyileştirici eğitimle olmalıdır. İnsan, kötülük yapamadığı için değil, kötülük yapmak istemediği için kötülük yapmamalıdır. Çünkü insan kendisine bahşedilen irade gereği tam anlamıyla özgür olması gereken bir varlıktır; seçimleri kendi akıbetini belirleyecek olan özgür bir varlık... Böylece bu kitap bize özgürlüğün kıymetini anlatıyor değerli
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024113,2bin okunma
8/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2022 13. kitabı
Amak-ı Hayal, Filibeli Ahmed Hilmi tarafından 1910 yılında yazılmış olan, Türk edebiyatının ilk felsefi ve gerçeküstü romanıdır. Bu özelliklerinin yanı sıra eser bilhassa tasavvufi içerikler muhteva etmektedir ve temelde sufi metafiziğinin başlıca düşüncelerinden "vahdet-i vücud" düşüncesini ele almaktadır. Vahdet-i vücud inancına göre varlık bir "Mutlak Varlık" ve O'nun aynada yansımalarından oluşan görüntülerden ibarettir. Eserdeki "Hiç ile hep ayn-ı vahid, şey-i vahiddir (tek bir şeydir)" gibi ifadeler de bu anlayışa fazlaca dikkat çekmektedir. Eserde anlatılmak istenen mesajlar genellikle dinî, felsefî ve mitolojik karakterler üzerinden verilmektedir. Öyle ki, eserin kahramanı Raci, Buda'dan tutun da Brahman'a, Yunan tanrılarına, Zerdüştiliğin tanrılarına, peygamberlere, filozoflara, diğer mitolojik canlılara kadar birçok kahramanla ilişki içerisine girmektedir. Bu açıdan bakıldığında eserin bir dinler tarihi özelliği taşıdığını da tespit edebilmekteyiz. Bu sayede Doğu'nun da o eşsiz manevi kültürüne tanıklık ediyoruz. Eserin ana kahramanı Raci, Aynalı Baba/Dede diye isimlendirilen bir karakterle tanıştıktan sonra bir kahve içerken Aynalı Baba bir sazı eline alır başlar okumaya... Bu esnada kitaba da ismini veren bir amak-ı hayal'e dalan Raci derin hayal dünyasında hayatı sorgulamaya başlar ve başından türlü olaylar geçer. Bu olay birkaç gün böyle tekrar eder ve Raci, Aynalı Baba vasıtasıyla her amak-ı hayale daldığında farklı bir dünyanın kapılarını aralar. Girdiği bu hallerde Raci, karşılaştığı olay ve kişilerin de yardımıyla "Varlık/Yokluk nedir?, Niçin varız? Mutluluk nedir?, Nereden geldik ve nereye gidiyoruz?" gibi sorulara cevap aramaktadır; yani bu kitaba bir nevi Raci'nin (hatta belki yazarın kendisinin) kendiyle ve diğer tüm varlıkla bir iç
A’mak-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Ketebe Yayınları · 202122,4bin okunma
8/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2022 7. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2022 23:43
Bazı okurların çok beğendiğini ileri sürdüğü ama bazılarınınsa ne arıyorduk ne bulduk dercesine topa tuttuğu, ortası olmayan bir eserdir Simyacı. Dünya çapında çok fazla popüler olması, sürekli kitap okuyan/okumayan birçok insanın elinden geçmesine sebep olmuştur diye düşünüyorum. Bunun için hakkında yapılan incelemelerin, kitabın gerçek değerini ortaya koymadığının, bunların öznel birer değerlendirme olduğunun farkında olunması elzemdir. Yapılan incelemelerin birkaç tanesini okuyunca bu mecrada çok fazla kişiye hitap eden birçok okurun adeta kitaba saldırdığını gördüm (bazıları da gereksiz övüyordu). Kitaba bu şekilde bir yaklaşım sergileyenlerin iddiasının “beklentileri karşılayamadığı” yönünde olduğu görülmektedir. Bu insanların tam olarak nasıl bir kitap beklediğini bilmiyorum ama dünya çapında bu kadar okunan bir kitapsa bu, doğal olarak birçok insana hitap etmektedir. Bu insanların içinde 10 yaşında bir insan olabileceği gibi 70 yaşında bir insan da olabilir. Bunun için böyle bir kitlesi olan bir kitabın içinde felsefe parçalandığını ve mantık ilminin dibine vurulduğunu beklemek baştan hatadır. Çünkü böyle bir kitap olsaydı, zaten bu kadar okuyucuya kavuşması imkansızdı. Yine ayrıca bu kitabın bu kadar popüler olması Coelho’nun vahiy alıp kitabı yazdığını göstermez. E Tanrı’nın sözleri değilse bu, yine dört dörtlük bir kitap beklemeye gerek yoktur diye düşünüyorum. Tüm bu sebeplerden dolayı ben ikinci kez okuma fırsatı bulduğum bu kitabı, vermek istediği mesajı masalımsı ve çok basit bir edayla veren, 1 kıssa 1000 hisse diyebileceğimiz tarzda ve diğer birçok kişisel gelişim kitabıyla aynı ama onlardan ayrı olarak da içerisinde sayısız ara mesaj barındıran bir kitap olarak tarif ediyorum. Şimdi gelelim kitabın tahliline... (Tahlil özet mahiyetinde değildir fakat
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024247bin okunma