2021/67
Onlar öyleydi, ben böyleydim, halkıydım, haksızdım, yanlıştı, doğruydu, o yaptı, ben yapmadım derken nasıl da çarçur ediyormuş insan hayatını..
...Bu sevilme, çok sevilme isteğimin nedeni neydi acaba?
İclal Aydın in dramatik ve hüzünlü yönü duruşu, konuşması ve hareketleriyle öyle bütünleşmiştir ki bende kitabı almadan neyle karşılaşacağımı iyi biliyordum diyebilirim..buram buram aşk, sevgi ve bağlılık kokan (ki bu aşk sadece sevgiliye değil, hayata, aileye, dünyadaki canlılara, yapılan ise ne bileyim akliniza gelecek her şeye duyulan bir aşk ama en yoğunundan) içinde insanı delik deşik edecek yoğunlukta acılara üstünkörü değinilmiş gibi gözüken ama oldukça iddialı bir şekilde yer verilen, okutmasina kendini gayet iyi okutturan ama bittiğinde ne oldu şimdi ben neler hissettim neler düşündüm böyle dedirten bir kitap..
Konusunu yazmaya elim gitmiyor çünkü konuyu yazarken kitabı anlatmış olurum gibi hissediyorum.. yani öyle tahmin edilmeyecek şaşırtıcı bir hayat üçgeni değil bulunacak şeyler.. beni kitabı düşünmeden almaya iten şey kitabın arka kapağını okurken gozume takılan benim cocuklugumdan bugunume bende çok önemli yeri ve izi olan Ayvalık ve Cunda da geçen bir aile hikayesi olması oldu. Okurken hayalimde canlandirdigim yerler bende daha fazla etki bırakti belki ama genelde kafamda oluşan sahne hep şu oldu.
Cunda daki sitemizin kumsalında yaz ayları boyunca orada kalan 35 yaş ve üstü belli bir düzeydeki kadınlarin şöyle guneslenirken güzel bir aşk hikayesi okuyayım diyerek ellerine aldığı, dışarıdan bakıldığında her şeye sahip ve çok entellektuel olduklarına dair bir profil çizmeye çalışan ama asla okumaktan vazgecmedikleri bu aşk romanlarındaki mutluluğa erisemeyen , belki de hissettikleri eksik duyguları bu yolla gidermeye çalışan kadınların dostu bir