Berk Kaan Bingöl

Berk Kaan Bingöl
@lysandre21
Bir zamanlar dünya harika bir yerdi. Sanki yüksek bir ovada yeşil çimenlerin ve rengarenk çiçeklerin alabildiğine uzanması gibi. Sonra ölüm, acı ve yas geldi.
Bir Bilgenin Kadehindeki Varoluş: Hayyam ve Rubailer Üzerine
8/10
·196 syf.··
2025 1. kitabı
İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıkan ve Sabahattin Eyüboğlu’nun Türkçeye kazandırdığı Rubailer, Ömer Hayyam’ı sadece bir "şarap şairi" olmaktan çıkarıp, çağları aşan bir bilge olarak karşımıza koyuyor. Eyüboğlu’nun şiirsel gücüyle birleşen bu çeviride, Hayyam’ın “rindane” (dünyayı olduğu gibi kabul eden, keyifçi) tavrı, yaşamın geçiciliğine karşı bir direniş biçimi olarak sunuluyor. Kitapta yer alan şu dizeler, Hayyam’ın hayata bakışındaki o ince dengeyi çok net özetler: "Varlığın sırları saklı senden benden; / Bir düğüm ki ne sen çözebilirsin ne ben. / Perde arkasında bir dedikodu gidiyor, / Perde kalktı mı ne sen kalırsın ne ben." Eyüboğlu seçkisinde, şarap ve zevk temaları aslında birer kaçış değil; ölümün kaçınılmazlığına karşı verilen felsefi bir cevaptır. Ancak bu derleme, Hayyam’ın felsefi derinliğini yansıtmada her ne kadar başarılı olsa da, benim için bir "eksiklik" barındırıyor. Kitabın sayfaları arasında aradığım o meşhur idealist/varoluşçu dörtlüğe rastlayamamak bende derin bir düş kırıklığı yarattı: “Ben olmayınca bu güller, bu serviler yok. / Kızıl dudaklar, mis kokulu şaraplar yok. / Sabahlar, akşamlar, sevinçler tasalar yok. / Ben düşündükçe var dünya, ben yok o da yok." Bu dörtlük, Hayyam’ın sadece bir şair değil, Batı felsefesindeki "Subjektif İdealizm"in öncüsü sayılabilecek bir düşünür olduğunun kanıtıdır. Evrenin varlığını tamamen insan bilincine ve öznenin algısına bağlayan bu yaklaşım, onu modern bilimin ve felsefenin "gözlemci" tartışmalarına yaklaştırır. Benim için Hayyam, sadece kadehini kaldıran bir keyif adamı değil; "Ben yoksam, dünya da yok" diyebilecek kadar “bilincin mutlak gücünü” kavramış, bugüne ışık tutan evrensel bir dehadır. Dörtlükler
Şiir
DörtlüklerÖmer Hayyam · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202527,9bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Farketmediğimiz Barbarlık, Duymadığımız Kahkahalar
7/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2021 1. kitabı
İlk kez okuduğum Sema Kaygusuz beni muhtemelen güneyde zeytin ağaçlarının arasındaki küçük bir motelde yaz tatiline çıkmış tipik Türk ailelerinin arasında karşıladı. Her birisinin toplumun belli bir kesimini ve davranışını temsil ettiğini kolaylıkla tahmin edebileceğiniz tiplerin tembellikle geçirdikleri ve tatile özgü ritüellerini her gün tekrarladıkları “herhangi bir gün gibi olmayan herhangi bir [4] gün” boyunca tüm bu sıradan kişilerin başına gelen sıradan olayları akıcı biçimde anlatırken ruhlarımızın gizli kalmış yönlerini, bize, insana, topluma dair temel sorunları, bunun temelindeki, hep içimizdeki, yanıbaşımızdaki barbarlığı da yalınlıkla sergilemeyi başarıyor. Barbarın Kahkahası’nın 160 sayfası boyunca basit veya en azından basit görülebilecek faili meçhul bir olayın etrafında bir tiyatro sahnesine girip çıkan aktörler gibi bir dizi arkadaşa, çifte, aileye, çoluğa çocuğa, dedeye tanıklık ederiz. Bütün bu sıradan kişilerin ve olayların ötesinde ise içimize sinmiş, daha doğrusu insanın içinden hiç çıkmayan kendi ihtiyaçları ve arzularını karşılamak için sınır tanımayan şiddetini ve barbarlığını ise önce hafifçe sonra ise artan bir tonda vurgulayarak anlatan Kaygusuz, bu barbarlığın büyük oranda eril ve sınıfsal olduğunun da altını çizer. Tüm İnsanlık Barbar Hikaye bir dizi söylev ve diyalog üzerinden bu şiddetin nasıl hayatımızın her alanına sinsice sindiğini defalarca vurgular. Örneğin hikayenin ayarsız bilgesi olarak Eda eril barbarlık ve eblehlikle ilgili kadın orgazmı üzerinden uzun bir söylev verir. Aynı Eda bu barbarlığın nasıl sınıfsal yaşandığını da anlatır. Özetle dünyanın bu hali erkeklerin birer barbar olarak yetiştirilmesine dayalı bir sonuçtur. Hikayenin ergen yan kahramanı Ozan’ın annesinden kopmak ve babasına yaranmak, benzemek için kendi
İnceleme
Barbarın KahkahasıSema Kaygusuz · Metis Yayınları · 20202,301 okunma