Türkler, İslam’a tasavvuf yoluyla girdiler... Türklerin, kendilerinin İslam­ laşmasına sebep olan derviş-sufîlerin kişiliğinde eski din büyükleri olan Şaman babalarının bir benzerini gördükleri veya görmek istedikleri genel kabuller arasındadır (Öztürk 1996: 24).
"Şehirler vasıtalar etrafında inşa edildiklerinde insan ayağı değersizleştirilmiş olur, okullar öğretmeye soyunduklarında kendini yetiştirme kaybolur ve hastaneler zor durumda olan herkesi kendi bün­yelerine aldıklarında yeni bir ölme biçimi var olur."
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Başka gönüllere misafir olabildiğimiz kadar, kendi ruhumuzda evimizdeyiz. O halde aldır gönül, ki sen ancak aldırdığın kadar varsın.
Diyelim ki insanlardan kaçınıyorum. Gerçekten de kimse benimle alay etmiyor, kimse beni eleş-tirmiyor. Çünkü ortada yokum. Görünmeyince eleştirilmezsin. Görünmeyince reddedilmezsin. Görünmeyince incinmezsin. Ama aynı zamanda görünmeyince temas da olmaz. Bir Düşüşün Anatomisi" isimli filmde güzel bir örnek var. Filmin baş kahramanlarından biri olan adam bir türlü romanını yazamıyor, bir yapıt ortaya koyamıyor. Ama yazmadığı sürece "başarısız yazar" da olmuyor. Yazmadığı sürece eleştirilmiyor. Yazmadığı sürece yetersizliği açığa çıkmıyor. Yazmamak onu geçici olarak koruyor. Ama aynı zamanda hayatını da kilitliyor. Adamda hep büyük bir potansiyel var; "Büyük bir romancı olacak!" potansiyeli. Ama romanı bitirip ortaya koymuyor. Niye? Çünkü o zaman eleştirilmiyor. Yanlış da yapmamış oluyor. Ama bunun diğer ve daha da önemli bir sonucu șu: Adam, eleştirilecek bir şey yapmamak için kaçınma davranışı gösterdiğinde be-genilecek bir şey yapma imkânını da elinden kaçırıyor. İşte bu, sabotajın davranışsal düzeyi. "Kaçınma" dediğimiz şey sabotajı hayata geçiren temel mekanizmadır.
Alıntı
kalp bağırıp çаğırmaz, sadece fısıldar. Duymak için yakınlaşmalısın
Acıyı kabulleniş, ıstırabı azaltır. Kabulleniş değişmeyecek olanın ne olduğunu bilmektir. Kabulleniş onaylamak değildir. Zihnin, istek ve iradenin kaptanlığında yepyeni bir yolculuğa çıkmasıdır. Acısız bir hayat anlamsız bir hayattır, zaten ondan kaçamıyoruz. Ama bazen acıyla benliğimizin bilmediğimiz taraflarını fark ederiz. Paramparça olsak da sonunda yeni anlamlar ve kimlikler zuhur eder, önümüze yeni imkân ve ufuklar açılır.
Aldır gönül