Söz, kalpten kalbe çarparak büyür, gücünü etkileşimden ve hemhal oluştan alır. Karşılıklı konuşma ya da sohbet bana ve ona bir 'evindelik duygusu' verir: Ötekini kendi kalbime buyur etmek beni rahatlatır. O bana misafir olup beni zenginleştirirken, ben de onun misafiri olurum. Ona bir şeyler ekleyerek, onun bir parçası olarak bu konuşmadan ayrılırım. Daha önce bu dünyada birbirimiz için bir anlam ifade etmeyen varlıklarımız, artık birbirimizden izler taşır. Kendimizi artık o izle birlikte tanımlar ve dünya serüveninde yalnız olmadığımızı, hayat hikayemizin bir başkasının hayat hikayesiyle buluştuğunu ayrımsarız.
Ben öyle eşekim ki diyo'm,
Kendi kendime.
Ne taşıdığımı bilmiyo'm.
Ne başkalarına, ne kendime.
Şimdi bekliyo'm
Kim ne ses çıkaracak.
Ne kada'n başkasına,
O kada'n kendine.
"İlmi öğreniniz.İlim için de sakinliği ve iyi huyluluğu öğreniniz. Öğrencilerinize ve hocalarınıza da saygılı davranınız.Bilginlerin zorbalarından olmayınız ki cehaletiniz devam etmesin!" (Hz. Ömer radiyallahu anh)
Allah Müslümanlara zirveye çıkın diye emir vermemiştir.
Zirveye çıkan yolda istikametten ayrılmadan yürümemizi emretmiştir.
"Öyle ise emrolunduğu gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tevbe edenlerde dosdoğru olsunlar.Sizden hiçbiriniz büyüklenip,Allah tarafından konulmuş sınırları aşmasın.
Şüphesiz O,yaptıklarınızı hakkıyla görendir." (Hud Suresi 112) buyuran Rabbimiz bizi doğru yoldan ayırmasın.