Merve Hodancı

9/10
·164 syf.··
2025 28. kitabı
Uzun zamandır Türk edebiyatı okumamıştım. Yoğun okumalardan uzaklaşmak, yerel detaylarla örülü kurgu bir metin okumanın ruhuma ne kadar iyi geldiğini anlatamam. Hüseyin Rahmi Gürpınar toplumu, özellikle de kadınları çok iyi gözlemleyen ve gözlemlerini de romanlarında diyaloglara ve hikayeye ustaca yansıtan, esprili diliyle kendini okuttukça okutan bir yazar. "Mürebbiye" de de bu yönde bir kurgu oluşturmuş. Romanın konusundan kısaca bahsedecek olursak; Fransa'da annesi genelevde çalışan Anjel bu konuda annesinden daha maharetli bir kişidir. Erkekleri binbir naz ve cilveyle manüpile ederek elde etmeyi çok iyi öğrenmiş olan Anjel zengin bir adamla İstanbul'a seyahate gelmiş, sonra da adamı aldatırken yakalanmış ve dımdızlak sokağa atılmıştır. Ustaca rol yapma yeteneği sayesinde İstanbul'da yaşayan Fransız bir aileye kendini çok namuslu bir kadın olarak tanıtmış ve mürebbiye olarak iş bulmak için onların referansını kullanarak zengin bir konakta kendine iş bulmuştur. Geçmişi geçmişte bırakıp hayatına normal bir şekilde devam etmek varken erkekleri parmağında oynatmaktan duyduğu arzuya yenik düşen Anjel konağın erkeklerini kendine aşık edip onları birbirine düşürerek yer yer trajikomik boyutlara varan olaylar yaşanmasına neden olmuştur. Okurken hem eğlenerek okudum hem de konağın erkeklerine acımaktan kendimi alamadım. Zevkli bir okuma deneyimiydi özetle. Henüz okumayanlara elbette tavsiyemdir.
MürebbiyeHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202511,2bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·216 syf.··
2025 17. kitabı
Yazara ait okuduğum üçüncü kitap oldu "Yedinci Gün". "Yaşamak" ve "Kanını Satan Adam" dan sonra yine çok iyi bir kitap olacağından emindim. Kitabın konusu genel olarak şöyle: Yang Fei kırk iki yaşında oturduğu lokantada çıkan bir yangında hayatını kaybeden, yalnız ve yoksul bir adamdır. O derece yoksuldur ki değil mezar satın alacak - ki bu bile büyük bir lükstür ülke şartlarında - kefen alacak bir yakını ve hatta parası dahi yoktur. Hayatta onun için yas tutacak kimsesi olmadığından kendi yasını kendi tutmak zorunda kalan bir adamdır Yang Fei. Krematoryum'da (Cenaze İşleri Genel Müdürlüğü) yakılmak için sırasını beklerken hayatındaki bazı sırları çözmek için geçmişine doğru bir yolculuğa çıkar. Adını andığım diğer eserlerinde olduğu gibi yazar ülkesinin sosyal ve ekonomik atmosferini arka planda işleyerek doğal bir biçimde yansıtmış. Devletin halkı yıldıran konutlarına çökme politikasını, nüfus planlaması uygulaması nedeniyle sapasağlam doğan bebekleri "tıbbi atık" diyerek nehre atıp katleden hastaneleri, ne kadar çalışırsa çalışsın bir türlü konfor içinde bir hayat süremeyen, fakirlik içinde yaşayan, yoksulluğun dibine vuran halk kitlelerini, kısa sürede paraya ulaşabilmek için böbreğini satmak zorunda kalan insanları sömüren kara düzeni çok iyi eleştirmiş yazar. Yu Hua tam olarak yaşadığı toplumun aynası olan muhteşem bir kaleme sahip bir yazar. Sade ve akıcı üslubuyla hikayenin içine gireceğiniz, okurken yüreğinize işleyecek acılarla, gözyaşlarıyla dolu bir kitap. Elbette tavsiyedir.
Yedinci GünYu Hua · Jaguar Kitap Yayınları · 20251,940 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2025 16. kitabı
Hakkında övgü dolu sayısız yorum duyduğum bir kitaptı "Annemin Otobiyografisi" Araya giren başka kitapların ardından nihayet elim bu kitaba gittiğinde, elime alıp ilk paragrafı okuduğumda kitabın oldukça sarsıcı bir içeriğe sahip olduğunu anladım. Konusu genel olarak şöyle: Xuela doğar doğmaz annesini kaybeder, babası tek başına küçük bir bebeğe bakma sorumluluğunu almak istemediğinden kendisinin de küçük bir bebeği olan çamaşırcı kadına kızını bakması için teslim ediyor. Sevmeyi ve sevgi göstermeyi bilmeyen bu kadının elinde son derece ilkel şartlar altında, büyük bir fakirlik içinde büyüyen Xuela bir gün mektup yazmayı öğrenmesiyle hayatının gidişatını değiştirecek bir hamle yaparak babasının onu yanına almasını sağlıyor. Xuela bugün yetmişinde, geriye dönüp geçmişini, kendisini, yaşadıklarını sorgulayan yaşlı bir kadındır bunlardan bahsettiğinde. Yaşamı boyunca kendisiyle ilgili fark etmediği bazı şeyleri bu sorgulama esnasında keşfedip yaşamına bir anlam katma arayışında. Kaybettiği annesinin yasını tutan, onun ne sesini duyan, ne yüzünü gören, hayatı boyunca annesizliğin getirdiği köksüzlük duygusuyla yaşayan, hiçbir yere, hiç kimseye ait olamayan, sevgiyi, sevilmeyi bilmeyen, kalbinde çok derin bir yarık taşıyan ve bunu herkesten gizlemeyi beceren, içinde kopan yalnızlık fırtınalarında güçlü durmaya çalışan bir kadın. Annesiyle bağ kuramayışından, kendini hiç kurtaramadığı köksüzlük hissinden, sahip olma ihtimali olan çocuklarından gönüllü olarak vazgeçen, tam olarak öksüz, tam olarak yalnız bir kadın. Karakterin annesine yaktığı bir ağıt bu kitap adeta. Yakın zamanda anne kaybı yaşamış veya bu konuda hassas olan okurların bir süreliğine bu kitabı okumayı ertelemesini veya daha dikkatli bir okuma yapmasını öneririm. Çünkü kitabın içinde gerçekten derinlere
Annemin OtobiyografisiJamaica Kincaid · Jaguar Kitap · 2023608 okunma
Puan vermedi·262 syf.··
2025 15. kitabı
Hikaye Avcısı, Eduardo Galeano'nun ölmeden önce yayınlanmaya hazır olan fakat yazarın rahatsızlığı sebebiyle yayınlamak için bekletilen bir kitabıymış. Bu kitabın haricinde hazırlığına giriştiği fakat hayatını yitirmesi nedeniyle yarım kalan başka bir kitabı da bu kitabı yayınlanırken iki eserin birbirine benzer içeriklere sahip olduğunun fark edilmesiyle birlikte birleştirilerek yayınlanma kararı alınmış. Kısa kısa sayısız öykünün yer aldığı bu eserinde yazar yine çok önemli konuları kendine has üslubuyla ele almış. Büyük şirketlerin gelişmemiş ülkelere yatırım yapmaları adı altında yaptıkları doğa ve kaynak sömürülerini, istilacıların özellikle Güney Amerika'da yerlilere yapmış oldukları insanlık dışı işkenceleri ve kıyımı, köle ticaretini, ırkçılığı, Batı'nın sözde getirdiği "medeniyet" sonrası yerli halkların yaşadığı kargaşa ve kaosları eleştirel bir hicivle ele alıyor yazar. Hemen hemen birçok eserinde yaptığı gibi ezilenin, hakkı yenenin, doğrunun yanında bir tavır takınıyor yazar. Hani hep denir ya, dünyada kötülüğün bu kadar etkili olmasının sebebi çok iyi örgütlenmeleridir diye, sanki yazar bu ifadeyi bir yanıt vermek istercesine eserlerini haklıdan, güçsüzden yana bir tavır takınarak kaleme almış. Su gibi akıp giden bir kitap, yazarla vedalaşmak için belki son bir kez bir saygı duruşu niteliğinde bu kitabı okumak. Ustanın anısına saygıyla...
Hikaye AvcısıEduardo Galeano · Sel yayıncılık · 2017458 okunma
10/10
·280 syf.··
2025 13. kitabı
Lüzumsuz Kadın... İsminde bile genizleri yakan kekremsi bir tat, acıya çalan bir yalnızlığın buram buram kokusu tütüyor. Aaliya. Beyrut'un iyi günlerine şahit olanlardan, sonraki iç savaş, betonlaşma, ruhsuzlaşma sonucu kimliksizleşen şehrinde eskilerden izler arıyor sokak sokak; bir ağacın gölgesi, bir çiçeğin kokusu... Babasını yitirince annesiyle kalan, annesinden yeterli ilgi ve sevgiyi göremeyen, erkek kardeşlerin daha kıymetli olduğu o malum Ortadoğulu ailelerin birinde büyümüş. Sevilmek için ne yaptıysa işe yaramamış, köksüzlük işte bu zamanlarda, çocukluk yıllarında kanına işlemiş. Daha on altısında zorla evlendirilmiş, çok sevdiği okul sıralarından koparılıp bir evin içine ev kadını diye tıkılmış. Beyrut'un eski huzurlu günleri uçup gidince yerini alan uzun savaş yıllarında tek başına yaşadığı evinde hayatta kalabilmek için çabalamış. Dışarıda kopan kıyamete, top ve tüfekle seslerine kulaklarına tıkayıp kendini çeviriye vermiş, yegâne sığınağına. Sonu gelmeyen okuma iştahı çeviri yeteneğiyle birleşince ortaya dünyanın farklı coğrafyalarina ait birçok nitelikli eserin çevrilmiş kitapları, yani bir nevi onun manevi çocukları çıkmış. Her biriyle ayrı ayrı bağ kurduğu, bütün bir yıl emek emek işlediği çevirilerinden başka kimsesi yok. Şu hayatta sevdiği kim varsa bir şekilde onu yalnız bırakmış. Yalnızlığın dehlizlerinde kaybolmamak için edebiyata, sanata, felsefeye, müziğe sığınan, entelektüelitenin vücuda bürünmüş hali Aaliya. Okurken Aaliya'nin zihni ile yüreği arasında sıkışıp kalıyor adeta insan. Aaliya bir şehrin tarihine tanıklık ederken kendi iç dünyasında kimselere açmadığı yalnızlık dolu günlerini buhranlarla yaşıyor. Tıpkı çok sevdiği Beyrut gibi yıkık, dökük, eski genç ve dinç günlerinden eser yok. Çok hoş, içinde sayısız kitabın, yazarın, klasik
Lüzumsuz KadınRabih Alameddine · Budala Kitap · 2021500 okunma