Şahsına, sevdiklerine muzip yaşayan ve de kediler başta olmak üzere bütün canlıları seven, hiç mi hiç büyümeyen, büyümeyip te çocuk kalmak isteyen biri.
Ziraat mühendisi ve Değirmen taşı adlı kitabın yazarı
Avdo kederle baktı.
"Biliyor musun, " dedi, "ben küçüklüğümde sokak sokak şarkı söylerken önümden geçen çocuklar annelerinin ellerinden tutardı. Annelerinin bir adı vardı, çocuklar annelerinin yüzünü ve adını bilerek uykuya dalardı. Öyle uyumak bana nasip olmadı. Annemin yüzünü görmeyi geçtim hiç olmazsa adını bulayım diye çocuk ayaklarımla şehirden şehire dolaştım. Karşılaştığım herkese onu sordum, öğrendiğim her dilde onun adını aradım. Onca dili onca kelimeyi unutup dilsiz kalsaydım da bir tek annemin adını bilseydim dedim hep. Hayatın anlamı bir kelimedeydi, o kelimeyle uyumada ve öylece hayatu unutmadaydı. Çocuktum o büyülü kelimeyi bulmayı başaramadım. Çaresiz düştüm. Başka yol kalmayınca ben de ömrümü ölüme sığınarak, mezartaşlarına bağlanarak geçirmeye karar verdim."
İnsan davranışlarının altında yatan gerçek nedeni bilmek kadar rahatlatıcı bir şey yoktur. Öfke, sevinç, ihanet, sadakat, cesaret, korku... Her birinin tarihten, doğadan, kişisel geçmişimizden ya da toplumsal etkilerden veya kültürden kaynaklanan nedenleri vardır. Durup dururken, mucizevi şekilde yoktan var olmazlar. İnsanı anlayabilmenin yolu işte bu nedenleri anlamaktan geçer.