Puan vermedi·140 syf.··
2026 1. kitabı
Finlandiya -Fince “Suomi” yani suo (bataklık) maa (toprak, ülke)- bataklık ülkesi anlamına gelmektedir. Öncelikle belirtmemiz gerekir ki, Finlandiyalılar 1811 yılına kadar İsveç’in ablukasındaydılar ardından 1808 yılında Rusya idaresi altına girdiler. Bizler bu kitapta bir ulusun zincirlerinden zarafetle kurtulup yeniden doğuşuna şahitlik edeceğiz. Başlangıçta Finlandiya refah seviyesi düşük, bulaşıcı ve ölümcül hastalıkların kol gezdiği -cahil halkın, hastalıkların Tanrı’dan gelmesi nedeniyle tedavi olmayı reddettiği ki tedavi imkanlarının da olmadığı- kendi dilini, değerlerini, kültürel mirasını unutma noktasına gelmiş, ihmal edilmiş bir ülkedir. Bu noktada sahneye Johan Vilhelm Snellman çıkar. Peki Snellman bir kurtarıcı olarak mı doğmuştur yoksa ulusun ortak özlemleri, çabaları ve ruhsal çoşkunlukları sayesinde mi tarih sahnesinde rol almıştır? Her ne kadar Petrov bu konuda bir taraf tutmamış olsa da, benim şahsi görüşümün Lev Tolstoy’a yakın olduğunu söylemeden geçemeyeceğim; bir ulus ancak içinde yücelik ve kahramanlık ruhu varsa büyük insanları ortaya çıkarabilir, aksi durumdaki bir ulustan hiçbir güç bir kahraman çıkaramaz. Kitapta Finlandiya ulusunun gücünü temsil eden Snellman ve yol arkadaşlarının benzeri bulunmaz bir özveri ile ulusun kurtuluşuna imza attığına şahit oluyoruz. Peki bu kurtuluş nasıl gerçekleşti? Öncelik aklın inşasından yanaydı. Değişimin merkezine yerleştirilen eğitim, yalnızca cehaleti gideren bir araç değil; ahlakın, disiplinin ve toplumsal düzenin ana kaynağı olarak sunulacaktı. Ancak aklın uyanması tek başına yeterli değildi, vicdan da yeniden tanımlanmalıydı. Bu noktada Finlandiya’da din, insanı pasifleştiren bir kader anlatısı olmaktan çıkar. Snellman kendini neredeyse zorla kabul ettirdiği piskoposlar toplantısında, din adamlarına
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · Can Yayınları · 2023124,8bin okunma
10/10
·544 syf.··
Beğendi
·
2025 89. kitabı
Merhabalar Gökçen serisinin ikinci kitabı ile geldim. Seriyi çok uzun zaman önce okuyup aşık olmuştum. Yazım anlatım betimleme çok güzel askeri kurgu aşkım sorgulanmasın bile lütfen. Hayat planladığımız şekilde ilerlemez pamuk. Bazı şeyler en can yakıcı şekilde yüze çarpmadan kabullenilmeli. Gökçen her ne kadar annesinin kaderini yaşamak istemediğini söylesede. Kalbine söz geçiremez. Çünkü onlar 20 yılın bekleyişi, 20 yılın kavuşması normal sıradan bir bekleme değil. Bu aşk en güzelini hak ediyor. Gökçen hastalara sahip çıkmak onlara yok götermek isterken arada başını belaya koysada Murathan öyle bir yetişir ki yer yerinden oynar resmen. Ahhh Gökçen'in görmüş olduğu bazı görüntüler var ki can alıcı ciğerimizi dağladı okadar zor kötü görüntüleri bilmesi izlemesi çok kötü oldu. Bundan sonra olmuş olacak yaraların zor kapanacağının habercisidir. Yazar bu kitapta sadece Gökçen ve Murathan'nın değil yan karakterlerinden hayatlarına değmesin ayrıntılıca anlatması çok güzel olmuş. Sessiz kuşum Timur'um Tönge'mm sen başkasınnn . "Aşk mı kaderi kovalar, kader mi aşkı? Daha kimseler bilemedi bu bilmeceyi." "Ben siyahtım sen ise kalan tüm renkler." Barut timi'ni gerçekten çok seviyorum. Operasyonda gözü kara bir fişekler maa gerçekten normal hayatta komedi... Birde Mete'nin var para her şeyi okulda arkadaşlarından haraç mı almıyor, ürün mü satmıyor, ders mi yapmıyor parasıyla. , Gülüp eğlensekte yüreğim ağzımda okuduğum bir kitaptı kepçük ve pamuk sizlerde. @lorressima Ephesus Yayınları
1000Kitap
Gökçen 2Loresima · Ephesus Yayınları · 20245,6bin okunma
Reklam
MUNAFIKLARI BELAMLARI İŞBİRLİKÇİLERİ KUDURTAN KİTAP
Puan vermedi·6200 syf.··
2025 48. kitabı
''İlmî ve fikrî çalışmalarını önceleri daha çok Kur’an’ın edebî i‘câzı üzerinde yoğunlaştıran Seyyid Kutub, daha sonra Kur’ân-ı Kerîm’den ilham alarak hazırladığı makalelerini “Fî Ẓılâli’l-Ḳurʾân” başlığı altında el-Müslimûn dergisinde yayımlamaya başlamış, derginin 3. sayısından (Şubat 1952) 9. sayısına kadar (Temmuz 1952) yedi makale neşretmiştir. Böylece yeni bir tefsirin adı da Fî Ẓılâli’l-Ḳurʾân şeklinde kendiliğinden ortaya çıkmıştır (Salâh Abdülfettâh el-Hâlidî, Medḫal ilâ Ẓılâli’l-Ḳurʾân, s. 40-41). Başlangıçta teknik anlamda bir tefsir yazmaktan çok Kur’an’ın ışığı altında günlük olayları ve yaygın görüşleri değerlendirmeyi amaçlayan Seyyid Kutub, bu konudaki makalelerinin ilgi görmesi üzerine aynı anlayış ve metotla Kur’ân-ı Kerîm’in her cüzünü bir cilt halinde tefsir etmeyi ve iki ayda bir cüz yayımlamayı kararlaştırmış, bu husus el-Müslimûn dergisinde okuyuculara duyurulmuştur (y. 1, sy. 9, s. 15, Temmuz 1952). Ekim 1952’de neşredilen ilk cüz, daha önce dergide çıkan yedi makale ile hemen hemen aynı mahiyettedir. Ocak 1954’e kadar tefsirin on altı cüzü neşredildi; ancak Seyyid Kutub 1954 yılında birçok İhvân-ı Müslimîn mensubuyla birlikte tutuklandı. Bununla birlikte müellif hapishanede tefsirini yazmaya devam etti. Bu sırada eserin 17 ve 18. cüzlerinin yayımı da tamamlandı. Üç ay süren tutukluluk halinden sonra serbest bırakılan, fakat arkasından tekrar tutuklanıp bu defa on beş yıl hapse mahkûm edilen Seyyid Kutub bütün zorluklara rağmen eserini tamamlamaya çalıştı ve 27. cüze kadar yayımlama imkânını buldu. Bu arada müellif fikrî gelişimine paralel olarak eserinin son dört cüzünü yeni bir metotla yazdı. Böylece eser, son cüzünün muhtemelen 1960’a doğru yayımlanmasıyla tamamlanmış oldu. Seyyid Kutub çok geçmeden, gelişen düşünce sistemi doğrultusunda ve
Edebiyat
Fi Zılâl'il Kur'an (10 Cilt Takım)Seyyid Kutub · Tayf Yayınları · 2017294 okunma
Hadis kitabı budur
10/10
·14700 syf.··
Beğendi
·
2025 190. kitabı
Muhteşem bir hadis Kitabı kesinlikle okunmalı ''el-MÜSNED المسند Müsned türü hadis kitaplarının Ahmed b. Hanbel (ö. 241/855) tarafından tasnif edilen ve günümüze kadar gelen en geniş örneği. Ahmed b. Hanbel’in 200-228 (815-843) yıllarında 700.000 hadis arasından seçerek meydana getirdiği eser 904 kadar sahâbînin rivayetlerini ihtiva etmektedir. Bakī b. Mahled’in zamanımıza ulaşıp ulaşmadığı bilinmeyen el-Müsned’inin daha hacimli olduğu belirtiliyorsa da Ahmed b. Hanbel’in eseri müsned türünün elde mevcut en geniş örneğidir (bu iki eserin mukayesesi için bk. BAKĪ b. MAHLED). Eser, günümüze İbn Hanbel’in oğlu Abdullah b. Ahmed ve onun talebesi Ebû Bekir Ahmed b. Ca‘fer el-Katîî’nin rivayetiyle gelmiştir. Keccî ve İbrâhim el-Harbî gibi âlimlerden ilim tahsil eden Katîî, Dârekutnî ve Hâkim en-Nîsâbûrî gibi muhaddislere hocalık yapan ve “Müsnidü’l-Irâk” diye tanınan bir hadis âlimi olup Ahmed b. Hanbel’in Kitâbü’z-Zühd ve Kitâbü Feżâʾili’ṣ-ṣaḥâbe adlı eserlerinin de râvisidir. el-Müsned denince akla ilk gelen eser Ahmed b. Hanbel’in bu çalışmasıdır. Zira el-Müsned’de Abdullah b. Ahmed’in babasından okumadığı halde ondan “vicâde” yoluyla elde ederek esere ilâve ettiği, ayrıca Katîî’nin eklediği rivayetler bulunmaktadır. Sıhhati tartışmalı olan bu hadislerin 10.000 kadar olduğu, el-Müsned’de sahâbe sözleriyle birlikte 40.000’e yakın rivayet bulunduğu eski kaynaklarda söylenmekteyse de hadisleri numaralanarak yapılan baskılarından el-Müsned’de 27.647 (Şuayb el-Arnaût neşri; Hamza Ahmed ez-Zeyn neşrine göre 27.519, Abdullah Muhammed ed-Dervîş neşrine göre 27.718, Beytü’l-efkâri’d-düveliyye’nin tek ciltlik neşrine göre 28.199) hadisin yer aldığı görülmektedir. Kitapta İslâm’a giriş tarihleri esas alınmak üzere önce aşere-i mübeşşerenin, ardından Ehl-i beyt, Hâşimoğulları,
Alıntı
Müsned (21 Cilt Takım)Ahmed Bin Hanbel · Ocak Yayınları · 202523 okunma
Muhteşem bir hadis kitabı...bu hadis kitabını okumadıysan
10/10
·14700 syf.··
Beğendi
·
2025 119. kitabı
Hadis kitabı budur Muhteşem bir hadis kitabı...bu hadis kitabını okumadıysan hadis okudum deme... "Ahmed b. Hanbel’in 200-228 (815-843) yıllarında 700.000 hadis arasından seçerek meydana getirdiği eser 904 kadar sahâbînin rivayetlerini ihtiva etmektedir. Bakī b. Mahled’in zamanımıza ulaşıp ulaşmadığı bilinmeyen el-Müsned’inin daha hacimli olduğu belirtiliyorsa da Ahmed b. Hanbel’in eseri müsned türünün elde mevcut en geniş örneğidir (bu iki eserin mukayesesi için bk. BAKĪ b. MAHLED). Eser, günümüze İbn Hanbel’in oğlu Abdullah b. Ahmed ve onun talebesi Ebû Bekir Ahmed b. Ca‘fer el-Katîî’nin rivayetiyle gelmiştir. Keccî ve İbrâhim el-Harbî gibi âlimlerden ilim tahsil eden Katîî, Dârekutnî ve Hâkim en-Nîsâbûrî gibi muhaddislere hocalık yapan ve “Müsnidü’l-Irâk” diye tanınan bir hadis âlimi olup Ahmed b. Hanbel’in Kitâbü’z-Zühd ve Kitâbü Feżâʾili’ṣ-ṣaḥâbe adlı eserlerinin de râvisidir. el-Müsned denince akla ilk gelen eser Ahmed b. Hanbel’in bu çalışmasıdır. Zira el-Müsned’de Abdullah b. Ahmed’in babasından okumadığı halde ondan “vicâde” yoluyla elde ederek esere ilâve ettiği, ayrıca Katîî’nin eklediği rivayetler bulunmaktadır. Sıhhati tartışmalı olan bu hadislerin 10.000 kadar olduğu, el-Müsned’de sahâbe sözleriyle birlikte 40.000’e yakın rivayet bulunduğu eski kaynaklarda söylenmekteyse de hadisleri numaralanarak yapılan baskılarından el-Müsned’de 27.647 (Şuayb el-Arnaût neşri; Hamza Ahmed ez-Zeyn neşrine göre 27.519, Abdullah Muhammed ed-Dervîş neşrine göre 27.718, Beytü’l-efkâri’d-düveliyye’nin tek ciltlik neşrine göre 28.199) hadisin yer aldığı görülmektedir. Kitapta İslâm’a giriş tarihleri esas alınmak üzere önce aşere-i mübeşşerenin, ardından Ehl-i beyt, Hâşimoğulları, Mekkeli, Medineli, Kûfeli, Basralı, Suriyeli sahâbîlerin, eserin sonunda da ümmehâtü’l-mü’minîn
Edebiyat
Müsned (21 Cilt Takım)Ahmed Bin Hanbel · Ocak Yayınları · 202523 okunma
Mihmandar kitap yorumu
8/10
·400 syf.··
2024 38. kitabı
·
62 günde okudu
·
Okunma: 26 Aralık 2024 00:00
Sonunda bitirebildim bu kitabı. İskender Pala gerçekten çok iyi bir yazar, tarihi olayları unutturmayacak bir biçimde yazıyor dilini de çok beğeniyorum ama kitaplarda birşey var. Daha akıcı,sade kitaplara mı alıştım bilmiyorum ama akmıyor kitap. Çok güzel maa bi türlü bitiremiyorum hep uzun sürüyor. Neyse önce sevmediğim şeylerden bahsedeceğim. (Sayfa 321) Kızının yüzünü unutan bir anne!" "Annesini tanımadan büyüyen bir kız!" "Ve onları kurtarmak için ömrünü ateşler arasında kükürt soluyarak geçiren bir baba!" "Merhameti tanımamış bir çocuk!" "Yirmi yıl konuşmayan bir anne." "Yirmi yıl karısını özleyen bir koca!" "Ve annesinin yaşayıp yaşamadığını bilemeyen bir genç kız..." Hepimiz içimizdeki özlemleri, çözümsüz dertleri ve ce- vapsız soruları art arda sıralamaya başlamıştık. Sarılarak ve gözyaşları içinde... Sevinçle hüznün arasında bir yerde... Gecenin ılık mavisinde... Bu tarz kısımlar bana çok cringe geliyor okurken yüzümü buruşturduğum yerlerden biriydi. Aynı zamanda son bölümde kitabın etkisini azaltan bir bölüm bence yazım dili de içeriği de çok vasat. Noktalama işaretlerini garipsediğim yerler oldu üç nokta kullanımı çok fazlaydı, bunu neden garipsediğimj de sorguluyorum bu arada. Günümüzdeki yazım dili kullanımımızdan ötürü olabilir. Başka elestirdiğim bir kısım olmadı, İskender Pala kitaplarında olaylarla bilgileri çok güzel harmanlıyor aklımda bir sürü hadis var ve bu çok hoşuma giden bir olay.
Mihmandarİskender Pala · Kapı Yayınları · 202014,2bin okunma
Reklam
Reklam