Yaratıcı olan Allah'in dini, ilk aşamada, şahsen manevi temizliğe erişmeyi talep ediyordu; fakat bu kisisel temizlenme tam bir sosyal davranış tarzını kapsıyordu: zayıfa karşı cömert olacak ve kuvvetliyi hareketlerinde dizginleyecek bir davranış tarzı. Dahası, kişinin manevî hayatının, kendi fikirlerinden çok çevresinin ona yönelik beklentilerinin fonksiyonu olduğu kabul edilmişti. Yalnızca fert değil, toplum da ıslah edilmeliydi. Kur'ân, yeni dinin herkes için olduğunu; sadece fazilet kahramanları için olmadığını; kendisi için istediğini başkası için de isteyenleri överek açıklar.
Yeni hayat, geniş dairede, bütün bir toplum tarafından yaşanmalıydı. Bu, insanı iyi olmayı tasvipten öte birseye çağırıyordu; âşikârdı ki, müslümanlar prensipler üzerine kurulmuş bir toplumdaki uygunsuz sapkınlar olmaya razı olamazlardı.