Mehmet Akif Akman

insan dünyaya daldıkça kendinden uzaklaşır. Paraya, arabaya, mobilyaya baka baka, eline yüzüne gözüne bakamaz olur.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

Mehmet Akif Akman

, 2023 okuma hedefini ekledi.
2023 OKUMA HEDEFİ
18/12 kitap - %150 tamamlandı
18 kitap okudu
12 kitap
6,5bin sayfa
2 inceleme
15 alıntı
Gevezelik
10/10
·382 syf.··
Beğendi
·
2019 4. kitabı
Tek kelimeyle tam bir "gevezelik"! Ancak bu gevezelik öylesine güzel bir üslupla anlatılmış... Ayrıca Tanpınar'ın o üst derece ciddiyetle yapılmış ve satır aralarına gizlenmiş, talihsizlikleri, komiklikleri, absürdlükleri... Gerçekten de nevi şahsına münhasır! Bu eser hakkında internette yazılanlara baktığımda, Türkiye'nin modernleşme sürecinde Doğu ile Batı arasında kalması şeklinde, Ahmet Mithat Efendi'nin "Eflatun Bey ve Rakım Efendi" sel çıkarımlar yapıldığını gördüm. Romanı okuyup bitirince bunun ne kadar yanlış olduğunu anlıyorum. Yazıldığı dönem itibari ile zaten modernleşme problemlerinden daha ziyade - 1950'lerin sonu, 1960'ların başı- daha çok bir modernizm eleştirisi ve post modern bir anlayış diyebiliriz. Alaycı bir üslupla, kurumsallaşma sürecinde yapılanları "ti'ye alıyor", son derece ciddi bir üslupla ancak komik neticelerle o zamanın ve aslında 21.yy  Türkiye'sinin de ciddi bir eleştirisini yapıyor. Romanda akrabakayırmacılık ve magazin, işbilmezlik ve liyakatsizlik adeta kutsanıyor. Gayet ciddi bir üslupla... Gereksiz kurumlar kurulmasının yanında bu kurumsallaşma sürecinde medyanın kullanılması ve günümüzde sıkça duyduğumuz "algı yönetimi" gayet güzel işlenmiş. Baş karakter Hayri İrdal, bin bir türlü yalan içerisinde yaşasa da, samimiyeti itibariyle sabit bir karakter. Hayri İrdal günümüzde etrafımızda en sıklıkla gördüğümüz karakterler. Bunların kuruma aldıkları akrabaları ise, en düşük karakterde insanlar olarak tanıtılıyorlar ve her olaya kendi çıkarları çerçevesine tepkiler gösteriyorlar. Muhteşem bir toplum eleştirisi! 21.yy Türkiye'sine baktığımız zaman roman çok manidar. Belki o sebepten 2000'li yıllarda popülaritesinin zirvesine ulaştı. Bir açıdan Tanpınar'ın dönemin iktidarını da alttan alta eleştirdiğini söyleyebiliriz. O dönemi iktidar
Edebiyat
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 202353bin okunma
Tarihsel Romanın Bendeki Tarihi
9/10
·250 syf.··
2018 29. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2018 14:28
Sene 2001… Ortaokul 1. Sınıfa başlayacağım yıl. Bir yaz günü dayımların kereste fabrikasında çalışıyorum. Çalışıyorum dediğime bakmayın. Sadece ortalıkta dolanıyorum. Canım sıkılınca fabrikanın değişik yerlerine keşifler yapıyorum hazine bulacakmışım gibi. Sanki keşfedilmemiş yerler var da bende oraları keşfe çıkmışım gibi. Tam bu düşünceler içindeyken fabrikamızın bitişiğinde terk edilen bir tuz fabrikası gördüm. Terk edilmiş koca bir fabrika… Benim için bulunmaz bir hazineydi. Hemen camdan içeri atlayıp içeri daldım. Kendimi koca bir şehirde define avına çıkmış gibi hissediyordum. Baya bir süre içeride kaldım, olmadık hayaller kurdum fakat nedense hiçbir şey bulamadım. Tam çıkmayı düşünürken köşede bazı kitaplar gözüme çarptı. Herhalde eskiden fabrikanın kitaplığında duran kitaplar olsa gerek. Yanlış hatırlamıyorsam oradan sadece dikkatimi çeken iki kitap aldım, dışarı çıktım: “Alamut ve Semerkant…” “Alamut’u” daha sonra kaybettim. Fakat “Semerkant” hep başucumda kaldı. Yalnız bir türlü okumak nasip olmadı. Ortaokul yıllarım boyunca hep kitaplığımda kaldı. Daha sonra Van’da lise okumaya gittim. Kitap benimle Van’a geldi. İki yıl orada benimle kaldı. Van’da bulunduğum zamanlarda kitabı hiç okumadım. Daha sonra Batman’a geri döndüm. “Semerkant” benimle birlikte döndü. Sonra aradan yıllar geçti. Üniversite yılları başladı. “Semerkant” benimle birlikte Gaziantep yollarını tuttu. Gaziantep’ten sonra belli bir süre İzmir’de misafir öğrenci olarak okudum. “Semerkant” benimle birlikte İzmir yoluna çıktı. Üniversite yılları bitti. Öğretmenlik yılları başladı kitap hep benimle birlikte kaldı. Kaç yıl o “tuz fabrikasında” kaldı bilmiyorum. Ama benimle beraber tam 17 yıl kaldı. 17 yıl boyunca bir türlü okumadım o kitabı. Daha sonra fark ettim aldığım fakat uzun süredir
Edebiyat
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,8bin okunma
Puan vermedi·124 syf.··
2017 8. kitabı
Yaşarken kıymeti bilinmeyip ölümünden sonra boşluğu dolmayan dava adamı Murat... Yıllar yılı ömrünü davasına adayan, maddi imkansızlıklarla rağmen davasını satmayan Murat... Murat'ın bu çileli dünyaya tahammülü dolup öbür dünyaya sefere çıkmasıyla kendilerini sorgulayan makama, mevkiye dalıp onu yüzüstü bırakmış eski dava arkadaşları Bakan Yunus Bey, Profesör Asım Bey... Ertelenen, taviz verilen şeyler, anılar, gençlik idealleri, dava... İnandığı değerlerin yozlaşmasına tahammül edemeyip sefere çıkan İlhan... Gençliğinde sahip olunan yüce ideallerin para, mal, mülk, makam ve mevki karşısında nasıl evrildiği, kırmızı çizgilerin nasıl pembeleştiğini olay örgüsü içinde irdeleyen bir kitap. Davaların nasıl öksüz kaldığını,makam ve mevki sahiplerinin sırtlarında zamanla davaların nasıl yüke dönüştüğünü gözler önüne seriyor. Dünyaya geliş ve yaşayış amacımızı, şahsi ve toplumsal emellerimizi sorgulatıyor. "İnandığı gibi yaşamayanlar, yaşadığı gibi inanmaya başlar." sözünün açıklaması mahiyetinde bir kitap. İnsan inançlarının eskidiğini, yabancılaştığını tecrübe ettiğinde ya susup tahammül etmeli, ya da sefere çıkmalı. Genelimiz bu durum karşısında sanırım tahammül ediyoruz. Seferi seçsek dahi sabahı bekliyoruz, sonra öğleni, sonra akşamı... Ruhumuz gevşek... Verdiğimiz tavizlere kolay uyum sağlıyoruz. İyi okumalar...
Siyaset
Ya Tahammül Ya SeferMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201315,7bin okunma