Nimetlerin farkına varmak, onlardan zevk almak ve onları kıymetli görmek Bu nimetleriyle yaşanan mutluluğu arttırır ve hayatı daha neşeli, güzel bir hale getirir. Ve böylece insan daha huzurlu, bu nimetli bahşeden cömert Rabbinden razı ve O'na daha fazla minnet duyar hâle gelir: bir nimet pek çok nimete dönüşür; insanın hayatı ferahlar, yenilenir ve aydınlanır.
Allah resulü (s.a.v.)'in günlük hayatını anlatırken her şeyin öğle vakti parlayan güneş gibi apaçık olduğuna dikkat etmişsindir. Öyle ki hayatında karanlıkta kalmış hiçbir ayrıntı yahut kayıp bir parça dahi yok. Bilakis her hareketi en ince ayrıntısına kadar apaçık bir şekilde görülebiliyor.
Akşam ezanı okunduktan pek kısa bir süre sonra namaza çıkardı. Mescide girdiğinde sahabesinin aceleyle, adeta yarışırcasına direkleri sütre edinerek akşam namazından önce iki rekat sünnet kıldıklarını görürdü. Nitekim Allah resulü(s.a.v.) bu iki rekatlık namaza teşvik eder ve şöyle buyururdu: "Akşam namazından önce namaz kılın, akşam namazından önce namaz kılın." Üçüncü seslenişinde ise "İsteyen kılsın." buyurdu. Bu kısa namaz, ezan ile kamet arasında kılınırdı.