Değerler hiyerarşisi yıkıldı. İnsan Allah'ın emir ve yasaklarının yerine kendi "yasa"larını koyarak mutlu olacağını sandı. Ve fıtrata aykırı bu gidişin imkânsızlığı artık açıkça görülebiliyor. Allah'a yönelmeyen insan, Allahsız kazanca ve hayvanî hislerini yüceltmeye yöneliyor. İnsan kardeşleriyle yaşamaktan uzaklaşıyor, hayvanları kendine çocuk ve kardeş ediniyor!
Bu ülkenin bütün ırklarını, tek ırk, tek kalp, tek insan hâline getiren İslâmiyet olmuş. Biyolojik bir vahdet değil bu. Ne kanla ilgisi var, ne kafatasıyla. Vahdetlerin en büyüğü, en mukaddesi. İster siyah derili, ister sarı... inananlar kardeştir. Aynı şeyleri sevmek, aynı şeyler için yaşamak ve ölmek. Türk'ü, Arap'ı, Arnavut'u düğüne koşar gibi gazaya koşturan bir inanç; gazaya, yani irşâda. Altı yüzyıl beraber ağlayıp beraber gülmek.
Sonra bu muhteşem rüyayı korkunç bir kâbusa kalbeden meşûm bir salgın: Maddecilik. Tarihin dışına çıkan Anadolu, tarihin ve hayatın. Heyhat, bu çöküşte kıyametlerin ihtişamı da yok, şiirsiz ve şikâyetsiz.