O zaman içimi acıtan şey hayal kırıklığıydi ... o genç adamın o denli itaatle gitmesinin verdiği hayal kırıklığı... beni durdurmak, yanımda kalmak için hiçbir girişimde bulunmaması...oradan ayrılıp gitmesi konusundaki ilk arzuma minnet ve saygıyla boyun egmesi... beni kendine çekmek icin bir şey yapmak yerine beni yoluna çıkan bir azize gibi görmesi sadece... ve beni görmemesi... bir kadın olarak hissetmemesi.
Okullardan araştırmacılar, eleştirmenler, bilginler ve simgesel yaratıcılar yerine; koşucular, atlamacılar, yarışçılar, aylaklar,açgözler,kapkaçcilar, uçucular, yüzücüler çıkınca 'entelektüel' sözcüğü de hak ettiği üzere bir küfür haline geldi.