Sevda

Sevda
@mabude
null
" Dünyanın dili İngilizce oluyor ” gibi söylentiler yalandır. Avrupa’da İngiltere dışında nerede İngilizce konuşuluyor? Güney Amerika’nın, eski Sovyetlerin, Çin’in, Japonya’nın neresinde görüyorsunuz? Yalandır ve Türkiye’ye yutturulmuştur. Tıpkı Fransızların Cezayir’e, Tunus’a “dünyanın dili Fransızca oluyor” yalanını yutturdukları gibi. * Diplomaside, ticarette kullanılan hafifletilmiş bir dil olur. Buna “lingua franca” derler. Ben buna “telegraf dili” diyorum. Bu dil 45’li yıllara kadar Fransızca idi. Harpten sonra bir tek Amerika kaldığı için ortada, bu, İngilizce oldu. Yani, kimde kuvvet varsa onun dili ikinci dil olur. Ama anadilin yerine geçmez.
Reklam
Utan, dedi. Kadınların anayurdu yok mu ? Onların babaları, erkek kardeşleri, kocaları yok mu ? Acaba bizim damarlarımızdan akan kan Rus kanı değil mi ? Yoksa bizim sadece balolarda ekosez yaparak döndürülmek, evde de kanaviçeye köpekçikler işlemek için mi doğduğumuzu sanıyorsunuz ? Hayır; ben kadının toplum üzerinde, ya da hiç değilse bir adamın kalbi üzerinde nasıl etkili olabileceğini biliyorum. Bizi tutsak ettikleri aşağılık durumu kabul etmiyorum.
Sayfa 186·Kitabı okudu
27 Yaşında Kanserden Hayatını Kaybeden Kadının (Holly) Son Mektubu
“26 yaşındayken öleceğinizi kabullenmek çok zor. Bu yaşa kadar ölümü hep görmezden gelmişsinizdir. Ancak vaktiniz giderek azalır. Yaşlandığımı hayal ederdim hep. Yüzümün buruştuğunu ve saçlarımızın beyazladığını… Hayatımı birleştirdiğim kişiyle beraber çocuklarımızın büyüyüşünü izlediğimi hayal ederdim. O kadar güzel hayallerdi ki şimdi gerçekleşmeyeceği için üzülüyorum” Hayatımız çok kırılgan ve değerli. Nefes aldığımız her gün için şükretmeliyiz. Şimdi 27 yaşındayım ve ölmek istemiyorum. Hayatımı seviyorum. Mutluyum. Ancak benim elimde değil. Ölümü görmezden gelmemiz hepimizi rahatlatır. Tabu haline gelen böyle bir konuda konuşmak ve başımıza geleceğini kabullenmek zordur. İnsanların stres yapmalarına neden olan hayatlarındaki küçük sorunlarını önemsememelerini öneriyorum. Böylelikle daha güzel şeylere odaklanabilirsiniz. Son aylarımı geçirirken aklıma birçok şey geldi. Şu anda bunları yazarken gecenin bir yarısı. Saçma sapan şeyleri kafanıza takmak yerine (son aylarımda bunu sık sık yaptığımı farkettim), gerçekten sorunu olan birinin hayatını gözden geçirin. Sorunlarınızı dert etmeyin. Elbette sorunlarınız olacak ancak bunları sevdiklerinize yansıtmayın. Sorunlarınızı unuttuktan sonra derin bir nefes alın ve masmavi gökyüzüne bakın. Ağaçların ne kadar yeşil olduğunu farkedin. O kadar güzel ki… Nefes aldığınız için çok şanslısınız. Belki bugün trafikte sıkışıp kalmışsınızdır ya da bebeğiniz sizi uyandırdığından uyuyamamışsınızdır. Belki de kuaförünüzün saçınızı çok kısa kesmiştir. Tırnaklarınız kırılmış, göğüsleriniz çok küçük ya da kalçanızda selülit olabilir. Unutun gitsin. Ölüm döşeğindeyken bunların hiçbirini hatırlamayacaksınız. Büyük resme dikkatli bakınca bunların önemsiz olduğunu anlıyorsunuz. Keşke ailemle bir kez daha doğum günümü veya Noel’i
Sağlık