Prenses Gelin; masalsı atmosferi, mizah ve macerayı dengeli şekilde harmanlayan kurgusu, eğlenceli karakterleri, zihinde sahne sahne canlanan anlatımı ve sayfalar ilerledikçe artan temposu ile keyifle okuduğum bir kitap oldu. Aşk, dostluk, sadakat, intikam ve cesaret temalarını eğlenceli bir dille işlerken klasik masallara da göndermeler yapıyor. En ilgi çekici nokta ise, yazar William Goldman'ın bu hikâyenin yazarı olarak kurgusal bir yazar yaratması ve hikâye akarken araya girip yazara, anlatılan bölümlere ve olaylara müdahale ederek kendi yorumlarını, beklentilerini ve görüşlerini paylaşmasıydı.
Yazar William Goldman, çocukluğunda ağır bir hastalık geçirir. Nekahat döneminde babası her gece ona S. Morgenstern'in Prenses Gelin adlı kitabını okur. Yazar bu kitabı öylesine sever ki, kendi oğlu Jason'ın onuncu yaş gününde uzun arayışlar sonucunda kitabı bulur ve ona hediye eder. Ancak sonuç tam bir hayal kırıklığı olur; oğlu Jason kitabı okumayı başaramaz. Yıllar sonra kitabı yeniden eline alan yazar, kendisine anlatılandan çok daha fazla betimleme ve sıkıcı bölüm içerdiğini fark eder ve kitabı kısaltarak yalnızca sevdiği bölümlerden oluşan bir özet hazırlamaya karar verir. İşte Prenses Gelin bu şekilde ortaya çıkar.
Güzelliğiyle ün kazanmış Buttercup bir çiftlikte yaşamaktadır. "Çiftçi çocuk" diye seslendiği Westley'e âşık olduğunu düşünmektedir. Westley ise Buttercup ile evlenebilmek için servet kazanıp geri dönmek üzere yola çıkar, ancak öldüğü haberi gelir. Yıllar sonra Buttercup, Florin ülkesinin veliaht prensi Humperdinck ile evlenmeyi kabul eder. Tam düğün öncesinde ise gizemli kişiler tarafından kaçırılır.
Bu olayın ardından peş peşe kovalamacalar, düellolar, entrikalar ve sürprizler yaşanır. Buttercup'ı kurtarmaya çalışan siyahlar içindeki gizemli bir adam,