Hazreti Ömerü'l-Faruk, Kudüs fethine teşebbüs ettiği zaman ahali istimân suretiyle [aman dileyerek] şehri teslim etmişlerdi. Ömer, Kamame Kilisesi'ni ziayaret ettiği sırada namaz kılmak istemiş; papaslar kilisenin içinde kılmasını teklif etmişler. Ömer'ül-Faruk: "Biz Müslümanlar her mabette edâ-yı salât edebiliriz (namazımızı kılabiliriz), fakat ben kilisenin içinde namaz kılarsam, diğer dindaşlarım da orada kılarlar. Ve sonra Kamame'yi elinizden kaçırmış olursunuz!" demiş ve namazını kilisenin haricinde, açıkta kılmıştır. Şimdi orada Kamame'nin havlusunda ve kapısının tam karşısında bir mescit vardır.
Bir gün Kudüs'ten Beytüllehem'e giderken yanımda bulunan hükümet tercümanı civarından geçtiğimiz bir köy-deki manastırı ziyaret etmemi teklif etti, gittik. Manastır-daki rahipler şimdiye kadar hiçbir mutasarrıfın bu manas-tıra uğramamış olduğunu söyleyerek çok rica ve ısrarla bizi yemeğe alıkoydular. Sofrada, siyah havyardan şampanyaya kadar en pahalı mezeler, içkiler ve nefis yemekler görerek papazların böyle ücra bir köyde mükemmel bir hayat geçirdiklerine hayret ediyordum! Zaten bütün manastırlardaki ruhanîlerin böyle seçme hademeleri vardır. Meğer dünyada en rahat yaşayan insanlar bu tufeylî [asalak] papazlarmış!..
"Sus, sus, Macid! Bilmiyorsun, yaşamak çok güç, tehlikeli bir sanat. Bu adeta canbazlık gibi bir şey... Yüksekten bakmayı, terazi kullanmayı, ince bir tel üstünde yürümeyi, düşmekten korkmamayı öğrenmek; hülasa birçok maharete, birçok da cesarete sahip olmak lazım."
Bir gün Kudüs'ten Beytüllehem'e giderken yanımda bulunan hükümet tercümanı civarından geçtiğimiz bir köydeki manastırı ziyaret etmemi teklif etti, gittik. Manastır- daki rahipler şimdiye kadar hiçbir mutasarrıfın bu manastıra uğramamış olduğunu söyleyerek çok rica ve ısrarla bizi yemeğe alıkoydular. Sofrada, siyah havyardan şampanyaya kadar en pahalı mezeler, içkiler ve nefis yemekler görerek papazların böyle ücra bir köyde mükemmel bir hayat geçirdiklerine hayret ediyordum! Zaten bütün manastırlardaki ruhanîlerin böyle seçme hademeleri vardır. Meğer dünyada en rahat yaşayan insanlar bu tufeylî [asalak] papazlarmış!..
O gece maahaza bir nutuk söylemek için ta Amerika'dan maruf [tanınmış) bir hatip gelmişti; vaazı dinledik. Hatip, İsa'yı uzun uzadıya methetti. Hatırımda kaldığına göre hatip, sözleri arasında:
“İsa Allahʼtır ve Allah'ın oğludur. Eğer Allah değil idiyse biz onu Allah yapmalıyız. Çünkü bu büyük adam bütün be- seriyetin, yani Hıristiyanlık dünyasının selâmet ve saadeti için hayatını feda etmeye razı olarak en mühim ve kıymetli hizmeti etmiş; ahlâkı, adaleti, insaniyeti ile en mükemmel örnek olarak bize, dünya ve ahrette felâha, bahtiyarlığa gö türen yolları öğretmiştir." dedi.
Asya kıtası beşeriyetin beşiği olarak tanılır; en eski mede- niyetlerin Orta Asya, Çin ve Hint gibi -Avrupa'ya nisbetle- Şark denilen bu kıtada kurulmuş olduğunu biliyoruz.