Yenilgi Üstüne Yenilgi Hayat.. Muhsin Macit
Faydası yok uzak diyarlara gitmenin... Muhsin Macit Yankısı İçinde
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Baştan söyleyeyim, eğer temposu yüksek, olay üstüne olay olan kitapları seviyorsan seni zorlayabilir. Ama karakter odaklı, insanın iç dünyasına odaklanan kitapları seviyorsan gerçekten etkileyici bir roman. Zebercet diye bir karakter var ve neredeyse tüm kitap onun etrafında dönüyor. Hayatı çok sıradan. Hatta öyle sıradan ki başta "bu adamın hikayesini neden okuyorum?" diye düşünüyorsun. Ama sonra yavaş yavaş içine çekiyor. Bir süre sonra onun yalnızlığı, sessizliği, kafa karışıklığı seni de etkilemeye başlıyor. Kitabın en ilginç yanı ise dışarıdan bakınca çok az şey oluyor. Ama aslında Zebercet'in kafasında çok şey oluyor. İçinde birikenler, bekledikleri, hayal ettikleri, bastırdığı şeyler derken adam yavaş yavaş çözülüyor. Okurken bu çözülüşü adım adım görüyorsun. Bir yerden sonra rahatsız edici bir hal alıyor ama yine de bırakmak istemiyorsun. Sonu çok çarpıcıydı. Tahmin ettiğim gibi değildi ama karakterin gittiği yönü düşününce aslında çok da şaşırmadım. İçimi burktu diyebilirim. Kitabı bitirdikten sonra aklımda o kadar çok şey kaldı ki, biraz da görerek hissetmek istedim ve filmini izledim. 1986 yapımıymış, başrolde Macit Koper oynuyor. Beklentim çok yüksek değildi ama beni gerçekten şaşırttı. Tabii kitap kadar derin olamıyor bazı yerlerde, çünkü Zebercet'in iç sesini filmde duyamıyoruz. Ama yönetmen bunu görsel olarak yansıtmaya çalışmış. Otelin kasveti, karakterin yalnızlığı, zamanın akışı... Hepsi çok yerinde. Kitabı okuyan biri olarak filmi izlemek bende bazı sahneleri daha net oturttu. Ama şunu da söyleyeyim, eğer filmi önce izleseydim, Zebercet'i bu kadar iyi anlayamazdım. Kitap mı film mi derseniz, kesinlikle önce kitap. Ama ardından filmi de izleyince o atmosfer daha da yerleşiyor. Kitap tavsiyelerimin arasına girdi. 🤌🏼 Anayurt Oteli Yusuf Atılgan
Macit Gökberk, üniversite reformunu, özellikle Darülfünun'un kapatılıp İstanbul Üniversitesi'nin açılmasını bir modernleşme, çağdaş standartlara yaklaşma, ortaçağ karanlığından kurtulup aydınlıklara doğru adım atma olarak sunuyor kitabında. Oysa Darülfünun'un da oldukça modern bir okul olduğunu söyledi bugün hoca. Dahası farkın ne akademik gayelerde ne de çağdaşlıkta olduğunu, farkın devletin artan kontrolünde, ideolojide yattığını ifade etti. Macit Gökberk ise pürüzsüz, temiz, yüce gönüllü bir anlatı sunuyor. Anlatısının tek kusuru herhalde sahteliği olmalı. Ne büyük kusur. Şu da işin ironi kısmı ki Türk aydınının çarpıtmasını Fransız hoca düzeltti...
"Hepimiz acemisiyiz ölümün, provası yok." Muhsin Macit
İnsan ve Hayat