...Pelür kağıda sarılı narin bir eşyayı uzatır gibi bir öpüştü bu. Karşılık beklemeyen, ne önü ne arkası, ne berisi ne gerisi var, uzak boşluğunda, hiçbir düşünceye, isteğe, arzuya, dünyevi plana iliştirilmemiş, kendi halinde, akılsız fikirsiz, küçük bir buse. Bir kitabın arasında kurutulmuş bir süsen yaprağı. Gelip uzun bir cümlenin sonuna konuş ufak, mavi bir sinek kuşu.
Sahici bir karşılaşmaydı bizimki, birinin diğerine muhtaç kaldığı, birinin diğerine emanet edildiği, birinin diğerine razı geldiği bir ilişki değildi. Ben eskiden sandığımın aksine, herhangi bir yere ilişmeden, herhangi bir toplama ilave edilmeden de mevcutmuşum meğer.
Ben seninle doğdum. Bu hiç beklemediğim bir şeydi. Kız bebekler yumurtalıklarında bütün yumurtalarıyla beraber doğarlar. Buna ne dersin? Senin bir parçan her zaman benim de bir parçamdı.
Aşkta her zaman kayıplar vardır, Denizci. Bunun hiçbir zaman önüne geçemedim. Son bir bakış olacaktır mutlaka. O son bakış tahmininden de önce gelebilir. Birimiz geride kalacağız. Aşkı hayatına kabul ettiğinde, kabul ettiğin şeyler bunlar.