kitap yazmıyorum, öyle bir hayal var, pembeli membeli bir rüya işte bu da... ama herhangi bir çaba, ele bir kalem alma olayı değil. daha çok "kitap yazmak" hayali değil de "kitap yazmış olmak" hayali belki...
zaman zaman esiyor ama öyle; diyorum yazdığım onlarca şeyin (şey diyorum çünkü bir adı yok) bir orasından bir burasından kırpsam, ortadan eklesem, onun acısını bunun kahkahasını eklesem üstüne belki bir de bir iki kuple yeni bir şeyler çiziktiririm... oluverir mi ki... sonra diyorum adam sen de! ilkokul faaliyet ödevi mi bu, grapon kağıdı mı elindeki, kes biç yapıştırla kitap mı olur...
sonra daha güzel bir aşama geliyor : kitabı yazmaktan daha en başından vazgeçiyorum. yazamadığımdan değilmiş de yazmak istemediğimdenmiş gibi bir havalanıyorum. oturup bir iki güzel kitap okuyorum hemen o havalarım sönüveriyor normal bir insana, bir okur'a geri dönüyorum.
ben böyle uçlarda gidip geliyorum işte arada. son dönem okuduğum alejandro zambra kitaplarının ikisinde; biri yazar diğeri yazar olma hayali olan bir edebiyat öğretmeninin yazma süreçlerinden de bahsediliyordu. işte beni ve bu gidip gelme durumlarını anlatan cümleleri orda buldum.
anlattığım "yazarım ki ben bunu" bölümü için bu paragraf mesela:
""""aslında bir roman yazma isteği de yoktu, sadece anılarını üst üste yığabileceği uygun ve korunaklı bir alan bulmayı arzuluyordu. hafızasını bir çantaya tıkmak ve bu çantayı ağırlığı sırtını sakatlayıncaya kadar doldurmak istiyordu.""""
(bkz: ağaçların özel hayatı - alejandro zambra)
aslında isteğim /belki sizin de isteğiniz budur: anıları bir yerde derli toplu tutmak, belki bu sevda yalnızca bu istekten ibarettir...
ve anlattığım vazgeçme bölümü için de bu paragraf:
""""bir kitaptan bize göre olmadığını anladığımızda vazgeçiyoruz. o kitabı okumayı o kadar çok