Puan vermedi·287 syf.··
2026 91. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 11:10
Cemil Meriç Mağaradakiler kitabıyla entellektüel nedir sorusunun ve sorununun ne olduğunu anlatıyor. Günümüzde özellikle cahil ve yarı cahil kesimin hakaret gibi kullanmaya çalıştığı entellektüelin ne olduğunu, aydının aslında ne yaptığını sıralıyor. Sadece bizde değil batıda ve Rusya da durum nedir ne değildir onu da anlatıyor. Sonrasında sosyalizm, anarşizm ve liberalizm ile de haşır neşir oluyoruz. Marksın gökten düşmüş gibi gelen fikirlerinin insan için olduğunu, insanların düşünceler için olmadığını ve coğrafyanın önemini anlıyoruz. Bir din gibi görülen ve itaat edilen Marksizmin aslında bu biçim ve biçimlerde anlaşılmasının ne kadar yanlış olduğunu öğreniyoruz. Daha sonra yazarlara bir göz atıyoruz. Dostoyevski ile delileri arasında bir bağ bar mı yok mu? Bu vatanperverliği yavan durmuş mu durmamış mı öğreniyoruz. Rus intelijansiyası bize ne katmış ya da katamamış onu görüyoruz. Esasına baktığımızda hemen hemen her sayfada bir şeyler görüyoruz ve o zamanlardan bu zamanlara tutulmuş bir deniz feneri tarafından aydınlatılıyoruz. Öyle bir deniz feneri ki bu deniz feneri, bizlere çok eskilerden anlatıyor, şimdi zamanları ve yaşadığı zamanları. O kadar net bir şekilde çiziyor ki cehaletin çizgilerini, hala görebiiyoruz bunları. hem de oldukça net bir biçimde herhangi bir bulanıklık olmadan. Ülkemizin durumlarından biri sadece. Ama en önemlisi belki de ülkemizin sorunları arasında. Çünkü bu sorunları çözdüğümüz zaman iyi bir ülke, yaşanacak bir ülke haline gelebileceğiz.
Toplum Sosyolojisi
MağaradakilerCemil Meriç · İletişim Yayıncılık · 20033,676 okunma
Bu sefer ciddili inceleme :))
Puan vermedi·140 syf.··
2026 57. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2026 22:54
Dostoyevski, Yeraltından Notlar'ı Çernişevski'nin "Nasıl Yapmalı?" isimli romanına bir antitez ve sert bir eleştiri olarak yazmış. Çernişevski, insanın bir piyano tuşu veya org vidasi gibi, doğa kanunları ve toplumsal çıkarlar tarafından yönlendirilebileceğini, eğitilirse kusursuz bir toplumsal düzenin kurulabileceğini savunur. Dostoyevski ise “Yeraltı Adamı” aracılığıyla, insanın sırf "piyano tuşu" olmadığını kanıtlamak için her türlü refahı ve mantığı reddedebileceğini, gerekirse deliliği bile göze alacağını söyler. Dostoyevski’ye göre insan sadece mantıktan ibaret değildir; bazen sırf “kendi özgür iradesini kanıtlamak için” kendi zararına olanı seçebilir. __“Yalnız şunu da söylemeliyim: Bu kötülüğü bile isteye yapmıştım, ama içimden, kalbimden gelmediğine, muzır kafamın işi olduğuna eminim.“ (syf. 136) “İnsan refahtan başka şeyi de sevemez mi? Belki ıstıraptan da aynı derecede hoşla-nıyordur?” (Syf. 37)__ Dostoyevski’ye göre insan "iki kere iki dört eder" kesinliğindeki bir dünyada sıkışıp kalmak istemeyen, doğası gereği kaotik bir varlıktır. __“… zaten iki kere iki dört, hayat değildir bay-lar, ölümün başlangıcıdır.” (Syf. 36) “İnsanın her şeyi yıkıp kaos haline getirmeyi sevmesi (bazen bunu yapmaktan zevk aldığı inkâr edilemez), üzerinde uğraştığı yapıyı bitirmekten, gayesine ulaşmaktan içgüdüsel olarak ürkmesinden mi kaynaklanıyor yoksa?” (syf. 36) “Böyle garip nitelikleri olan insanoğlun-dan ne beklenebilir? Önüne dünya nimetlerinin hepsini ser-seniz, başı kaybolana, hatta su yüzüne ufak ufak kabarcıklar çıkana kadar saadet deryasına gömseniz, çalışmaya ihtiyacı olmayacak derecede refahını sağlasanız da, sırf ballı çörekler yiyip yan gelip yatması, bir de insan neslinin kurumaması için uğraşmasını sağlamak için iktisadi refaha kavuştursanız da, sırf
Alıntı
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,7bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Gölgelerin Prangası, Hakikatin Çığlığı: Mağaradakiler
10/10
·287 syf.··
2026 86. kitabı
Cemil Meriç’in fildişi kulesinden yükselen o gür sedayı duymamak mümkün mü? Mağaradakiler, sadece bir kitap değil; zihnimize vurulmuş paslı zincirleri kıran, bizi kendi karanlığımızla yüzleştiren devasa bir çığlıktır. Meriç, elinde hakikatin meşalesiyle Platon’un o meşhur mağarasına giriyor ve orada gölgeleri gerçek sanıp uyuklayan modern insanın suratına sarsıcı bir tokat aşkediyor. ​Bu eser, bir entelektüelin kendi trajedisinden süzülüp gelen bir ışık selidir. Gözlerini vatanı için feda etmiş bir devin, kelimelerle inşa ettiği o muazzam dünya, okuyucuyu daha ilk sayfada içine çeker. Ama dikkat edin; bu yolculuk konforlu bir gezinti değildir. Meriç sizi kelimelerin kırbaç gibi şakladığı, kavramların birer süngü gibi parladığı çetin bir fikir meydanına davet eder. "Aydın" dediğimiz o yaralı bilincin, kendi halkına yabancılaşan o trajik figürün anatomisini yaparken, aslında her birimizin içine düştüğü o büyük "anlam boşluğunu" tarif eder. ​Kitabın sayfaları arasında ilerlerken, kendinizi bir an Paris’in barikatlarında, bir an Tanzimat’ın şaşkın zihninde, bir an da Doğu’nun kadim bilgeliğinin eşiğinde bulursunuz. Meriç için kütüphane bir sığınaktır evet, ama aynı zamanda bir cephedir. O, "izm"lerin dar gömleklerini parçalar; ideolojilerin bizi hapsettiği o karanlık mağara duvarlarına vuran sahte ışıkları birer birer söndürür. Okur, bu akıcı ve bir o kadar da derin üslubun içinde kaybolurken aslında kendini bulmaya başlar. Her cümle, bir öncekinden daha vakur, her paragraf bir sonrakine hazırlanan sessiz bir patlama gibidir. ​Mağaradakiler’i okumak, bir yanıyla kendi cehaletimizle barışmak, diğer yanıyla o cehaletten hicret etmektir. Üstadın o eşsiz Türkçesiyle; bazen öfkeli, bazen hüzünlü ama her zaman asil duruşuyla tanıştığınızda, edebiyatın sadece hoşça vakit geçirmek
Duygu ve Düşünce
MağaradakilerCemil Meriç · İletişim Yayıncılık · 20033,676 okunma
8/10
·215 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2026 13:34
Her okuduğum iyi bir kitap, içinden yeni bir kitabı veya kitapları doğuruyor. Dündar Taşer'in Büyük Türkiyesi de Cemil Meriç'in Mağaradakiler isimli eserinin içinden doğdu. Cemil Meriç bu kitaptan sayfalarca bahsediyor ve iktibaslar da bulunuyordu. Bana da temin edip okumak düştü :) Kitabı Dündar Taşer'in sözlerinden derleyerek hazırlayan kişi ise kıymetli tarihçi Ziya Nur Aksun (1930-2010). Dündar Taşer (1925-1972), Gaziantep doğumlu, milliyetçi ve muhafazakar bir asker ve sonrasında da diplomat. 27 Mayıs darbesinde Binbaşı rütbesiyle Milli Birlik Komitesinin bir üyesi. Fakat 13 Kasım 1960 tarihinde görevden alınıyor. Ve akabinde Fas'ın başkenti Rabat Büyükelçiliğinde devlet müşaviri olarak görev yapıyor. Daha sonra yine aynı vazifeyi 1961 yılında İsviçre'nin Bern şehrinde yerine getiriyor. 1964 senesinde tekrar Türkiye'ye dönen Taşer bundan sonra siyasî bir hayat içerisinde rol alıyor. 1972 senesinde geçirdiği bir trafik kazası sebebiyle vefat ediyor. Tabi milliyetçi geçmişine baktığımızda bir çok düşmanı da olan Taşer'in geçirdiği bu kazanın şüpheli olduğu da düşünülebilir. Çünkü bizim ülkemizde bu benzeri kazalar çoktur: Bakınız; Eşref Bitlis, Adnan Kahveci, Muhsin Yazıcıoğlu... Bu kıymetli isimler hep "kaza" ile öldü. Kitaba gelirsek, eserin içerisinde ağırlıklı olarak Osmanlı Tarihi ve Cumhuriyet sonrası siyasî hayata ait bir çok farklı mevzu da Dündar Taşer'in konuşmaları ve yazıları yer alıyor. Ziya Nur Aksun, Taşer'in yakın dostu olması hasebiyle kendisiyle bir çok sohbet imkânı da bulmuş biri. Ve Taşer'in vefatından sonra kendisine yapılan ısrarlar neticesinde bu eseri kaleme alıyor. Başlarken, iyi bir kitap içinden yeni bir kitabı doğurur demiştim, bu kitapta da öyle oldu ve Hoca Saadeddin Efendinin (1537-1599) Tacü't Tevarih isimli kıymetli eserini
Dündar Taşer'in Büyük TürkiyesiZiya Nur Aksun · Kutluğ Yayınevi · 1976307 okunma
Mağaradakiler: Yani bizler…
Puan vermedi·287 syf.··
2026 52. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2026 00:09
Öncelikle Cemil Meriç’in bir kitabını incelemek, değerlendirmek, eleştirmek haddim de harcım da değil. Bunu söyleyeyim. Burada tabiri caizse bir şeyler geveleyeceğim. Kitabı kesinlikle, şiddetle tavsiye ediyorum. Tabi ki Bu Ülke, Umrandan Uygarlığa ve Mağaradakiler sıralamasıyla okumanız daha iyi olacaktır. Çünkü deniyor ki: “Cemil Meriç, Bu Ülke’yi yazdı, diğer kitaplarını da “Bu Ülke” üzerine yazdı.” Ben o şekilde okunması daha iyi olur önerisiyle başladım. Bu sıralamadan memnun kaldım. :) sonrasında kendiniz bir yol çizersiniz deniyordu öneride. Ben Kültürden İrfana kitabıyla devam edeceğim. Siz de nasıl isterseniz artık. Herkesin Cemil Meriç okuma sıralamasına kimse karışamaz. :)) Kitaba Eflatun’un meşhur Mağara Alegorisi’yle giriş yapıyor Cemil Meriç. Mağaranın içinde bizler varız, diyor. Türk aydını, Batı aydını, Rus aydını… Diğer iki kitabında olduğu gibi Mağarakiler’de de uzun bir tarihi anlatıya yer veriyor Cemil Meriç. Sofistten filozofa, filozoftan entelektüele aydının tarihi… Sonra kavramlar… İhtilal, inkılap, anarşi, devrim… Kavramlarla aramızda mesafe kalmasın istiyor. Sis dağılmalı ki apaçık görünsün hakikat. Özellikle Rus aydınını ve Rus aydınının yaşadığı süreçleri anlattığı bölüm Rus edebiyatından romanlar, hikayeler okunmadan önce mutlaka okunmalı. Hikayeleri daha anlamlı bir gözle görmenizi sağlayacaktır diye düşünüyorum. Tabi ki asıl mesele Türk aydını. Türk aydınının geçirdiği süreçler. Sürekli sözlüğe ve internetten irili ufaklı araştırmalara ihtiyaç duyacağınız bir eser. Okurken konuyla ilgili tarihi olaylar, kavramlar öğrenmek hem gerekli hem de daha doyurucu oluyor. Bir de Cemil Meriç okurken çok fazla yeni kitap alasınız geliyor. Alıyorsunuz da. Dikkatli olunuz. Bu anlamda masraflı bir yazardır. :)) Benim için öyle oldu yani.
1000Kitap
MağaradakilerCemil Meriç · İletişim Yayıncılık · 20033,676 okunma
9/10
·334 syf.··
Beğendi
·
2025 21. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2025 00:05
Kitabı ikinci okuyuşum olmasına rağmen ilk defa okuyormuş hissiyatı ile cümleler hiç sıkmadan su gibi akıp gitti .Sımsıcak bir baba kız ilişkisini tekrar okumak içimi ısıttı.Bunun yanında kapitalist sisteme bu kadar güçlü ve etkili bir eleştiri getiren en iyi kitaplardan birisini okuduğunu bilmekte yazarın kelimeleri nasıl ustaca kullandığını kanıtlıyor. Günümüz dünyasını güçlü bir kalem ancak böyle etkili anlatabilirdi.Kitapta anlatılan Merkez hiç yabancı gelmiyor biz okurlara , aslında her birimiz Merkez'in sakinleri olduğumuzu farkediyoruz. Yaşadığımız dünyayı sorgulatıyor .Platon'un mağara alegorisine yapılan göndermede bunun tuzu biberi diyebiliriz hepimizin kendi mağarasında zincirli bir halde, duvara yansıyan gölgeleri seyrettiğimizi farkettiriyor. Evet o mağaradakiler biziz.
MağaraJosé Saramago · Kırmızı Kedi · 2022146 okunma