Dayım hâlâ gülümsemekteydi.
"Anladım. Peki getirirsem benim elime ne geçecek?"
"Ben de sizin için bir şey yaparım."
"Öper misin?"
"Öpmeyi pek sevmem."
"Sarılır mısın?"
Bunun üstüne içim ezilerek Edmundo Dayıma bakmıştım. Küçük kuşum içimde bir şeyler fısıldamıştı. Derken aklıma önceden defalarca duyduğum şeyler gelmişti… Edmundo Dayım karısından ayrılmıştı ve beş çocuğu vardı… Yapayalnız yaşıyor ve hep ağır aksak yürüyordu… Acaba çocuklarını özlediği için mi böyle yürüyordu? Çocukları bir kez olsun onu ziyaret etmemişlerdi.
Masanın etrafından dolanıp yanına gelmiş ve boynuna sımsıkı sarılmıştım. Beyaz saçlarının alnıma yumuşacık süründüğünü hissetmiştim.
"Sarılmam at için değil. At karşılığında yapacağım şey başka. Okuyacağım."